EN SON YAZILAR
Anasayfa / Faydalı Bilgiler / Youtube Yasağı, YGS Sonuçları ve Milli Gelirimiz Arasındaki İlişki

Youtube Yasağı, YGS Sonuçları ve Milli Gelirimiz Arasındaki İlişki

Youtube Yasağı, YGS Sonuçları ve Milli Gelirimiz Arasındaki İlişki

Nereden başlasam bilmem ki? Doların yükselişi, faiz-enflasyon sarmalı, 2014 yıllık büyüme oranımız, eğitim sorunumuz, YGS sonuçlarının vahim hali ve orta gelir tuzağında kalmış ve bir türlü kurtulamayan ülkemizden bahsedecekken bugün bir de Twitter ve Youtube yasakları eklenince artık bu yazıyı yazmak farz oldu.

Youtube Yasağı

Youtube Yasağı

Yazıyı yazmam farz oldu dedim zira her gün ülke gündemi o kadar hızlı değişiyor ki, ortalama bir Avrupa ve Amerika vatandaşının başını döndürür bu hızlı gündemimiz.

Önce dolardan başlayalım.

Kısa bir zaman içinde 2.35 TL seviyelerinden 2.60 TL bandına gelip oturan dolar, ham maddeyi euro ile alıp dolar ile malını satan ihracatçının yüzünü bir nebze güldürse de, bizim gibi normal vatandaşa çarşıda pazarda enflasyon olarak geri dönecektir, dönüyor da. Dolarla kazanmıyoruz ki diyebilirsiniz ama petrolünü, doğalgazını vb gibi ana kalemleri dolarla alan bir ülke olduğumuz için hayatın içine pahalılık olarak yansımaması imkansız. Amerikan Merkez Bankası FED‘in para musluklarını kısacağı geçen yıldan belliydi. FED’in ortaya saçtığı dolarlar, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere girip yüksek kazançlar sağladıktan sonra muslukların kısılmasıyla geri dönecektir. Bunu herkes biliyordu, biz de biliyorduk, bizim idarecilerimiz de. Peki, gelişmekte olan bir ülkeye gelen yatırımcı hangi şartlar olursa o ülkede kalabilir? Tabii ki, güvenebileceği bir ortamın oluşmasıyla. Dikkat edin son üç aydır bağımsız Merkez Bankası ile girilen polemikler, para musluklarını kısıp faizini artırmayı düşünen Amerika’ya doğru paranın gitmesini sağlamaz mı? Yatırımcı neden maceraya girsin ki? Amerika gibi bir ülkenin şimdilik faizi -sanırım- 0.5’ler düzeyinde, seneye bu 2.5’e çıkacak. Az kazanırım ama yatırımımı tehlikeye atmam şeklinde düşünmeleri normaldir.

Yıllık Büyüme Oranımız 2.9

Durum böyleyken bizim gibi gelişmekte olan ve cari açığını azaltmaya çalışan bir ülkeye ilaç gibi gelecek bir fırsattan maalesef yararlanamadık. Petrol fiyatları 100 dolarlardan 50 dolar seviyelerine geriledi. Bu bizim için çok güzel bir fırsattı. Ekonomi yönetiminin cari açığı azaltıcı yöndeki hareketleri (cep telefonları ve diğer elektronik eşyaların taksitle alınmasının engellenmesi), petrolle beraber belimizi büken dış açığımızı azaltıcı yönde etki yapmalıydı ve bizler bunu büyüme rakamlarında görmeliydik ama maalesef göremedik.

Şimdi bu makro ekenomik değerlere bir bakalım:

  • 2014 yılında GSYH(Gayri Safi Milli Hasıla) miz TL bazında artmış: 1.567–>1.764 Milyar TL
  • Doların yükselişi sebebiyle dolar bazında GSYH ise düşüş göstermiş : 823—>800 Milyar USD
  • Bu da, dolar bazında hesaplanan kişi başı GSYH‘mizi düşürmüş: 10.822—>10404 USD

Görüldüğü üzere büyüdüğünü düşündüğümüz ekonomimiz, dolar açısından bakıldığında küçülmüş. Yani ortalama bir vatandaşın yıllık geliri 400 USD azalmış.

Yeri gelmişken Türkiye’nin Makro Ekonomik Göstergelerine topluca bakmakta fayda var:

Temel Makro Göstergeler-Kaynak (www.mahfiegilmez.com)

Temel Makro Göstergeler-Kaynak (www.mahfiegilmez.com)

2015 YGS Sonuçlarının Vahim Durumu

Ekonomik göstergelerin YGS ile ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz ama bence hepsi birbirine bağlantılı. 2015 yılında yapılan YGS sınavının açıklanan sonuçlarına göre öğrencilerin başarı ortalaması geçen yıla göre düşüş göstermiş. 2015 yılında YGS sınavına 1.987.484 aday girmiş ve bu adayların 1.369.147’si LYS barajını aşmış. Benim üzerinde duracağım konu ise ortalama doğru sayıları. Şimdi sayılara bakalım.

Tüm adaylarda 2015 YGS ortalama doğru sayıları: (her dalda 40 soru sorulmuş)

  • Türkçe : 15,8
  • Sosyal Bilimler : 10,7
  • Temel Matematik : 5,2
  • Fen Bilimleri : 3,9

Bu sayılar şunu gösteriyor: bizim eğitim sistemimiz, lise son çağına gelen bir öğrenciye temel matematik ve fen bilimlerinden hiç bir şeyi öğretememiş meğer. 40 matematik sorusundan ortalama 5 tanesini yapan bir öğrenci, matematikten hiç anlamamış demektir. Muasır medeniyetler seviyesine geçmek için çabalayıp duruyor ve bilim ve teknolojide gelişmiş ülkeleri yakalamaya çalışmak istiyoruz ama 12 yıl okuyan ve lise sona gelen bir öğrenci, 4 tane fen bilimleriyle ilgili soruyu cevaplayabiliyor. Demek ki bir yerlerde bir hata yapıyoruz. Eğitim sistemimizin yap-boz tahtasına döndüğünü daha önce söylemiş ve Finlandiya Eğitim Sistemi ve Pisa Sınavlarıyla ilgili bir yazı yazmıştım. Bir de OECD 2014 Türkiye Eğitim Raporu var. Bu yazılara bakmanızı tavsiye ederim.

Bunlarla ekonominin, büyüme hızının vs ne ilgisi var demeyin lütfen. Hepsi birbiriyle bağlantılı konular. Eğitim sistemini yenileyen ülkelerin başarıları ortada ve biz bunlara gıptayla bakmaya devam ediyoruz. Avrupa’dan örnekler dışında önümüzde bir Güney Kore var. Eğitim sistemini yenilemiş ve bir daha bozmamış!! araba ve teknolojiye devlet yatırımlarıyla bugünlere gelmiş. Bize de İphone ile Samsung arasındaki yarışta taraftarlık yapmak düşmüş.

Orta Gelir Tuzağı

Orta Gelir Tuzağı denilen bir kavram var ekonomide. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin kişi başı GSYH’si baz alınıyor bu noktada. ABD’de kişi başı gelir (GSYH), 50.000 USD civarında. Bir ülkenin kişi başı geliri, ABD’nin kişi başı gelirinin %20 seviyelerine geliyor ve burada tıkanıyorsa, bunu aşamıyorsa “orta gelir tuzağı“na düşmüş sayılıyor. Türkiye de bu ülkelerden biri. Son 10 yıl içinde ABD’yle orantılı olarak kişi başı gelirimiz yükseliyor ama bir türlü %20’yi geçemiyoruz (10.000 USD civarı). Eğer yapısal ekonomik reformlar, eğitim düzenlemesi, hukuksal reformları yapamazsak daha çok orta gelir seviyelerinde dolaşırız.

Son Olarak Youtube ve Twitter Yasağı

Bugün bir haber düştü ajanslara: geçen haftaki üzücü savcı suikastının görüntüleri yer aldığı için Twitter ve Youtube’a erişim yasağı kondu. Şehit savcımız konusunda söz söylemeye bile gerek yok, o kadar üzüldüm ki, anlatamam. Ben konuya, bu sosyal medya araçlarının yasaklanmasının dünyada uyandıracağı yankılar üzerinden yaklaşmak istiyorum. Bu arada, şehit savcımızla ilgili görüntülerin kaldırılması için Twitter ve Youtube’a istek gönderildi de onlar mı kaldırmadı bilemiyorum ama en azından toptan kapatmak yerine bu yola gidilebilirdi. Türkiye’ye yatırım yapmak, sıcak parasını buraya getirmek isteyen yabancıları düşünün. Bir de bu sosyal medya araçlarının kapatıldığı haberini duymalarını. Bu durumda ülkemize gelirler mi? Bu söylediğim yatırımcılar az-buz değil, milyarlarca doları yöneten büyük fonlar.

Yeri gelmişken ülkelerin tasarruf oranlarına da dikkat çekmekte fayda var. Türkiye’de ortalama tasarruf oranı milli gelirin %11’i civarında. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran %33’ler seviyesinde. Çin’de ise %50. Peki tasarruf neye yarıyor? Tabii ki yatırıma. Biz bir köşeye tasarruf için para koymuyor ve bunu yatırıma yöneltmiyoruz, başka ülkelerin tasarruflarını bizim ülkemize getirmesini ve yatırım yapmasını bekliyoruz. Yabancı yatırımcı da bunu bedava yapmıyor tabii.

Ülke olarak tasarruf oranımızı artırıp yatırıma yönlendirelim diyoruz ama şöyle bir gerçek de var:

2014 yılında dünya ekonomisinde toplam gelir tahmini olarak 75 trilyon dolar. Ve geçen yıl yine tahminlere göre 4 trilyon dolar tasarruf yapılmış. Bu para, bir şekilde dünyadaki ülkelere yatırım olarak gidecek. Biz Türkiye olarak bu 4 trilyon dolarlık tasarruf miktarının %1’ini alabilsek 40 milyar dolar eder. 40 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi bizim için az bir rakam değil. Peki, bu para bize neden gelmiyor? Ülkenin dışarıdan görünen bu hali yüzünden. Eğitim ve hukuk sistemimizi iyileştirmezsek yabancı yatırımcı bize uğramayacaktır.

Son söz niyetine;

Yazı boyunca ekonomiden, yabancı yatırımcıdan bahsettim. Sıcak parayla sürdürülebilir bir ekonominin olmayacağını sağır sultan bile duydu. Fakat global dediğimiz bir dünyada elinde parası olanlar güvenli liman arıyor. Güvendikleri yere bu paralarını yatırıyor ve ülkeler de bu paraları kullanarak yatırım yapıyor ve kalkınıyor.

Bir haftadır aklımda yer eden bu düşünceleri buraya yazmak bana iyi geldi! Haber sitelerine baktığımda Youtube ve Twitter yasağının kalkmakta olduğunu görüyorum. Bir ekonomist değilim, belki bu yazdıklarımda hatalar olabilir bilemiyorum. Bu sitede elimden geldiğince bilim ve teknolojiyle ilgili önemli bulduğum şeyleri paylaşmaya çalışıyorum. Bizim kalkınmamız bundan geçiyor, başka türlü bu olmayacak. Yüksek teknoloji ürün ihracatımız artmaz ve bu ülkede demokrasi, hukuk ve eğitim sisteminde bizlere ve dünyaya güven veremezsek uzun yıllar boyunca yerimizde kalacağımızı öngörmek hata olmaz.

Siz neler düşünüyorsunuz? Gelişmiş ülkeler safında yer almamız için neler yapmamız gerekir?



8 yorum

  1. Yıllarca ülkenin genç nesli yani bizler boş siyaset yerine bilime, saanata yönelseydik belki daha farklı yerlerde olurduk ama biz hala her konuda kavga ediyoruz….

  2. Suat Bey’in yazılarındaki bir çok hususa katılıyorum. Önemli bir süreçten geçiyoruz. Global oyuncuların bulunduğu bu dünyada, güçlü olmak, güçlü kalabilmek zor. Birbirimize karşı saygılı ve hoşgörülü olmalıyız. Gençlerimizin önünü açmalıyız. Umudumuzu kaybetmemeliyiz.

  3. Çok doğru ve güzel bir yazı olmuş, detaylı analiz için Teşekkürler

  4. Suat bey öncelikle yazınız çok güzel olmuş. İran’ ın eğitim sisteminde bile bilimin ağırlığı çoktur. Bizim siyasetçilerimiz kalabalık olmayı hedefliyor nitelikli olmayı değil. Ülkeye gelen bol parayı da yapısal reformlar için değil hamaset için harcadılar. Saray vs gibi hedefleri kovaladılar. Olan yine vatandaşa oldu.

Yorum yazarak katkıda bulunmak ister misiniz?