• Kişisel,  Tasavvuf

    Ramazan,Mevlana

    Ramazan,Mevlana Ramazan geldi, hoş sefalar getirdi. Ruhumuzdaki yılgınlığa bir nebze çare olur inşallah. İki haftadır İstanbul-Ankara arasında mekik dokuyorum. Pazartesi günü arabayla gittik tekrar. Hendek civarında yoğun yağmurdan dolayı küçük bir frende arabamız kaydı, bariyerlere çarptık, Allahtan arkadan araba gelmiyordu yoksa bu satırları yazamayacaktım. Mevlam korudu bizi, verilmiş sadakamız varmış. Perşembe günleri TRT 2’de “Düşünce İklimi” isimli bir proram yayınlanıyor. Fırsat buldukça izliyorum, tavsiye ederim. Bu haftaki programda Ramazan konuşuldu. İmsak’ın “tutmak” iftarın “açmak” anlamına geldiğini öğrendim. Ramazan’ın toplumsal belleğimizde nasıl bir yer edindiğine değinildi. İstanbul’da Taksim’deki bir otelde kaldık, iftar için bir lokantaya gidip beklemeye başladık. İftar saatinde dışarı baktım, herkes dışarda. Oysa Trabzon gibi küçük yerlerde iftar saatinde…

  • Kişisel,  Tasavvuf

    Kutlu Doğum Haftası

    Bu hafta “Kutlu Doğum Haftası“. Peygamber Efendimiz(SAV)’in dünyayı teşriflerinin 1438. yıldönümü. Dün akşam da Mevlid Kandiliydi. Danimarka’da yayınlanan rezil karikatürlerden sonra sanki bu yıl insanlar O’nu daha iyi anlamak çabasındaydı. Zaten O’nu anlasak, yaşamımızda O’na yer versek, birçok problemimizin çözüleceği aşikar. Dün akşam daha önce iki kez okuduğum Martin Lings‘in “Hz. Muhammed(S)’in Hayatı” isimli kitabını tekrar okumaya başladım.(Bkz. kitapyurdu) Kitap bir roman tadında yazılmış ve sanki siz de orada O’nunla berabermişsiniz gibi bir izlenim ediniyorsunuz. O açıdan tavsiye edilebilecek bir kitap. Dün, kızımın gecikmiş doğum gününü kutladık, güzeldi. Eski fotoğraflara-video kayıtlarına bakınca insanın yüzüne bir tebessüm konuk oluyor. Tabii o büyüyünce ben de yaşlanıyorum 🙁 Kişisel tarihime not düşmek adına;…

  • Kişisel,  Tasavvuf

    Sonum Yokluk ise Bu Varlık Niye?

    İçimdeki iniş ve çıkışları hayretle izlemekteyim. Dün canım sıkılmıştı, artık kitap okumak istemedim, zaten nerdeyse bir haftadır sadece gazetelerle idare ediyorum. İnsan içindeki doyumsuzluğu nasıl sükuna erdirir, hala bulamadım. Zaten kendini hayatın boş işlerinden kurtarıp ben kimim, neyim, burada ne arıyorum, bu insanlar ne yapıyor, neden ölüp toprağa karışılıyor, yok mu olacağız, sonum yokluk ise bu varlık niye, neden her şey fani, sevinç de hüzün de neden kısa sürüyor…. gibi sorular soran insanlar bu işe kafa yoruyorlar. Ey hayat, sen nesin, nasıl birşeysin, seni çözmek istiyorum. Yoksa isteklerden kendini arındırmak mı lazım, ne bileyim kardeşim. Bir an yüce duygular seni göklere çıkarıyor, bir süre sonra süfli düşüncelerle utanıyorsun, bir de…