• Kısa Öyküler,  Misafir Yazarlar

    Bir Pazar Sabahı 2045’ten Gelenler

    Kızım Zeynep Saygın’ın kısa öyküsü: Bir Pazar Sabahı 2045’ten Gelenler.. Bir Pazar Sabahı Sakin bir Pazar sabahıydı. Ailece kahvaltımızı yapmıştık. Ardından rutin işlere koyulmuştuk. Ben kedimiz Lucy’i beslerken ikizim Doruk bahçe işlerini yapıyordu. Tam Lucy’yi yıkamak için banyoya çıkarken kapı çaldı. Gelenin annem ve babam olduğunu düşünerek koşarak kapıya gittim. İkisi alışveriş için dışarı çıkmıştı fakat bu kadar erken gelmelerini beklemiyordum. Böyle düşünerek kapıyı açtım, gördüğüm manzara karşısında neredeyse küçük dilimi yutacaktım. Önümde ikizim Doruk’un aynısı diyebileceğim bizim yaşlarımızda bir çocuk duruyordu. Ayrıca yanında ufak, oval, zümrüt yeşili renginde, yıldız şeklinde kırmızı gözlere sahip uçan robotumsu bir şey vardı. Ve çocuğa doğru dönüp: “sonunda bulabildik”, dedi. Gözlerime inanamıyordum. Birkaç kez…

  • Kısa Öyküler,  Misafir Yazarlar

    Google Earth

    Kısa Hikaye – Google Earth Gamze’yle evde boş insanlık uyguluyoduk. Google Earth’e sardık. Evimizi yurdumuzu bulup mal mal şenleniyoruz. Bu kendi dükkanını buldu, tabela daha eskiymiş o zamanlar ahı ahı yaptı filan… Duygusallık oluştu. O gazla bizim yeni evin koordinatlarını girdi. Ev şuan sıfır olduğu için inşaatlık halini görürüz, acayiplik olur dedik. Sonuçta Google eski görüntüleri veriyo, günlük diil. Bu mausla sokağa girdi; yaklaşıyo yaklaşıyo yuvamıza… Bir heyecan pıtırtısı oldu bizde. Mausla yürüdükçe yüzler gülüyo. Apartmana bi geldik, bizim bina ayakta! Has. Dümdüz apartman! Şimdiki hali. Hani sıfırdı lan bu apt, hep varmış ya. “Ev sahibi bizi mi yedi” olduk. Alllaaaaaaah diye cinnete kalkıcaktım ki, Gamze biraz daha girdi zumlamayla.…

  • Kısa Öyküler,  Misafir Yazarlar

    Geçici Sorumluluğun Ölçüsüz Mutluluğu

    Kısa Öykü – Geçici Sorumluluğun Ölçüsüz Mutluluğu (Bu öykü, misafir yazar olarak Murad Ertaylan tarafından yazılmıştır. Kendisine teşekkür ederim. Web sitesine ulaşmak isterseniz bu adrese bakabilirsiniz). Parkta yürüyorum, daha doğrusu köpek gezdiriyorum. Yan komşumuza ait bir kucak köpeği; Pakize teyze bacağını kırdı ve kocası da gececi, yani gündüzleri uyuyor. İşin bahanesi bu, söz konusu safkan bir Alman Kurdu olsaydı zaman bulunurdu. Adım gibi biliyorum ki, Adem abi bu küçücük hayvana tasma takıp, adımlarını onun kısa bacaklarına uydurarak dolaşmayı pek havalı bulmuyor. Biyolojik olarak Luluş bir Minyatür Kaniş, ama zavallıcık kıyafeti tamamlayan bir aksesuar vazifesi görüyor. Bu durum Luluş’un kabahati değil; ona sorsanız ne misafirliğe gidip dedikodu dinlemeyi, ne alışveriş merkezinde dükkan dükkan…

  • Kısa Öyküler

    Ressam’ı Unutma!

    Bir Kısa Öykü:Ressam’ı Unutma! Sıkıntılı bir şekilde evinden çıktı adam. Oflayıp puflayarak yürümeye başladı. Dertler bir türlü yakasını bırakmıyordu. Son zamanlarda işte yaşadığı problemler yetmiyormuş gibi bir de çocuklarının durumunun kendisini yorduğunu düşündü. Onları elinden geldiğince iyi okullara gönderiyor, bir dediklerini iki etmemeye çalışıyordu fakat yine de eksik olan bir şeyler vardı sanki. Kendisine ve annesine yaklaşımlarını beğenmiyordu, keza diğer insanlara da. Terbiye konusunda kitaplar okumuştu ve bunları yapmaya çalışıyordu lakin bazı şeyler ters gidiyordu. Bu düşünceler içindeyken yolu, çok sevdiği ve zaman zaman oturup sohbet ettiği Ahmet Amca’nın ayakkabı tamircisi dükkanına geldi. Dertliydi, pek sohbet edecek hali yoktu ama yine de selam vermeden geçemedi. Ahmet Amca, mahallenin sevdiği saydığı,…

  • Kısa Öyküler

    Ayna Ayna Söyle Bana

    Kısa Öykü – Ayna Ayna Söyle Bana Bir göl kenarında oturmuş huzur ve sükunu solukluyordu adam. Her şeyden ve herkesten  uzak olmak O’na çok iyi gelmişti.  Yemyeşil çam ağaçlarının gölgesinde yalnızlığına gömülmüşken bir kadın geldi yanına. -Kendinden kaçmak iyi geldi mi? -Kendimden kaçmak ne mümkün, sadece imgeler dünyasından uzaklaşıp ruhumu dinlendirmeye çalışıyorum. Çünkü gittikçe dünya koktuğumu düşünüyorum ve bundan mutlu değilim dedi adam. Yalnızlığının bölünmesine kızmışken kederle yıkanmış siyah gözlerine baktı kadının. Tam bir şey söyleyecekken kadın çantasından bir ayna çıkardı ve adama verdi. “Bu, bildiğin aynalardan değildir, sırlı bir aynadır, dünyaya daldığında bu aynaya bakarak kendine gelirsin” dedi ve sonra gözden kayboldu kadın. Adam acaba bir rüyada mıyım diye…

  • Kısa Öyküler

    Dünya, Hassas Kalpler İçin Bir Cehennemdir

    Bir kısa öykü denemesi… Telefonunu karıştırırken Goethe’nin “Dünya, hassas kalpler için bir cehennemdir” sözünü görünce ister istemez içinde bulunduğu ortamdan sıyrılarak kendi dünyasına döndü adam. Masadakiler konuşuyor kendi dertlerini  anlatıyor, biri politika diğeri spordan dem vuruyordu ama O çoktan bu sözün esiri olmuştu bile. Yaşadıkları bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden. Herkesin kendine sakladığı yaşanmışlıklar O’nun için de geçerliydi ve bir süre bunları düşündü. Bazen “keşke taş kalpli ve vurdum duymaz olsaydım” dediği anları hatırladı, bu tarz insanları imrendiği zamanlar olmuştu. Sonra bu düşüncesinden sıyrıldı, çünkü herkesin bir fıtratı vardı ve insanın o yaratılış biçimine uygun hareket etmesi gerektiğini düşündü. Aksi takdirde kendisi olamayacaktı. Başkası olmaktan da her zaman…