• Kişisel

    En Acı Babalar Günü’m

    Bugün Babalar Günü. Normalde bu tip günlerin alışverişi canlandırma odaklı olduğunu bildiğim halde yine de yılda bir gün hatırlamak ve hatırlanmak güzel birşey diye düşünürüm. Dün, Soma’daki çocukların karnelerini babalarının mezarlarına götürüşü yeraldı medyada. Hepimiz üzüldük,kahrolduk ama hiçkimse o çocukların yaşadıklarını tam olarak bilemeyecek. Küçükken babasını kaybedenler müstesna, ancak onlar anlayabilir bu çocukları. Biz üzüleceğiz sadece, çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor ve en kolay çekilen acı, başkasının acısıymış.… Bu Babalar Günü, o çocuklar gibi benim için de en acı babalar günü oldu. Zira 28 Mayıs tarihinde babamı kaybettim. Aradan 15 gün geçti ama hala işin farkında değilim sanırım. Sanki babam hala Trabzon’da ve ben oraya gidince O’nu göreceğim. Taziyeye gelenler,…

  • Kişisel

    Modernizm, İnsan…

    Modernizm, İnsan… 6 ay olmuş buraya yazmayalı. Oysa neler geçti hayat penceremin önünden? Hastalıklar, ölümler, sıkıntılar, baş dönmeleri, nefes daralmaları vs vs. Zaman ilerledikçe insanın başına neler geliyor? Bu da bizim için deyip yola devam ediyoruz. Yeni yılla birlikte kişisel olarak sıkıntılı günler geçirdim, dünya da öyle. İlk defa Gezi Parkı gibi olaylara şahit oldum, Ortadoğu’da yaşananlar, darbeler, ölümler…. Kıyamete daha da yaklaşıyoruz sanki. Zaten orta alametler ortaya çıkmıştı, dünya gitgide kötüye gidiyor. Aslında herşey olması gerektiği gibi ilerliyor. Hikmet penceresinden bakıldığında dünyanın sonuna kadar iyi-kötü arasındaki mücadele devam edecek. Modernizmin getirdikleri, bizi olaylara sadece maddi gözlüklerle bakmaya alıştırdığı için bazen bocalıyoruz. İrfan ve hikmete ne kadar da ihtiyacımız var.…

  • Kişisel

    Ruhum Daralıyor

    Bu aralar ruhum daralıyor. Yaklaşık bir aydır yakınlarımın hastalıkları beni ve çevremi oldukça üzmüş durumda. Hastalık Rabbimizden bize gelen misafir aslında, onu hoş karşılamak ve göndermek lazım. Sabır ve bu bilinçle hareket edersek günahlarımız yapraklar gibi düşecek, bunu da biliyorum ama gel gör ki, ruhumdaki darlığı bir kenara atamıyorum. Allah hepimize sağlık ve afiyet bahşeder inşallah. Yaklaşık on gündür Ömer Faruk Tekbilek dinliyorum. Bugüne kadar O’nun eserlerinden bihaber olmama çok hayıflanıyorum, nasip bugüneymiş demek ki. Şu an bile o eserler var kulağımda. Kalbimin derinlerine doğru yolculuğa çıkarıyor beni, hastalıklara üzülmem ve eserlerin verdiği hüzün birarada farklı yolculuklara çıkarıyor. Daha önce bahsetmedim burada fakat yaklaşık iki ay önce Osmanlıca kursuna başladım.…

  • Kişisel

    Yılın Son Yazısı ve Mayalar

    Takvimlere göre yılın son yazısı bu. Oysa takvimlerin olmadığını düşündüğümüzde bugünün yarından farkı yok. İnsanoğlunun kendini kandırması işte. Maya takvimine göre çok şey beklendi 2012’den. Aslında kıyamete yaklaştığımız bu demde, 2012’de de az felaketler yaşanmadı. Dünyanın ve tabiatın dengesini bu kadar bozarsak olacağı da buydu zaten. 21 Aralık tarihinden beklentiler fazlaydı kimilerine göre. Oysa Mayalar, yeni bir dönemin başlayacağını söylüyordu: dünya için daha iyi bir dönem. İyilik ve güzellik adına daha güzel şeyler serdedecek insanoğlu. İnşallah bu temenniler gerçek olur, dünya ve insanlık çok yorgun çünkü. Özellikle 20. Yüzyıl tam bir felaket; dünya savaşlarında milyonlarca insan öldü, sanayi ve bilimin gelişmesi o kadar hızlı oldu ki, yüzlerce yıllık gelişmeler on…

  • Kişisel,  Tasavvuf

    Derman Arardım Derdime Hz. Niyazi-i Mısri

    Bu aralar Hz. Niyazi-i Mısri‘yi okuyorum. Nasıl bugüne kadar uzak kalmışım anlamadım, demek nasip değilmiş. Önce İrfan Sofraları‘nı, sonra Divan‘ını okudum. Bir de hayatıyla ilgili birkaç eser. Bu büyük Ruh’un kıymetini bilememişiz. Son birkaç yılda O’nunla ilgili yapılan çalışmalar oldukça sevindirici. Özellikle Malatya Belediyesi’nin Limni Belediyesi ile ortak konferansları vs.  Hazret hayatında çok eziyetler çekmiş, gerçi onlar bizim gibi küçük düşünmedikleri, Celal ve Cemal tecellileri açısından baktıkları için bize kötü görünebiliyor. Şiirlerinden çok beğendiğim birini aşağıda paylaşıyorum: Derman arardım derdime derdim bana derman imiş. Burhan arardım aslıma aslım bana bürhan imiş. Sağu solu gözler idim dost yüzünü görsem deyü. Ben taşrada arar idim ol can içinde can imiş. Öyle sanurdum…

  • Aşk,  Kişisel,  Tasavvuf

    Ben, Ego, Aşk

    “Cehennemin baş meleği ” Mâlik”, cennetinkiyse ” Rıdvân “dır. Rıdvân ismi, ” Rıza ” kelimesinden gelir.” Ben ben diyen insan bu dünyada cehennemini yaşıyor zaten,  Rabbinden gelene razı olan ise cennet halinde. Büyükler de şöyle demiş; “bu dünyada cenneti bulamayan öbür tarafta hiç aramasın.” Yukarıdaki resim, çok hoşuma gitti, işi özetliyor aslında. Ego ve aşk arasında ters orantı var. Ego artınca aşk, güzellikler azalıyor, egomuzdan kurtulabildiğimiz ölçüde de aşka yaklaşıyoruz. Etrafıma ve kendime bakıyorum, egomuzun esiriyiz; benim arabam-malım-mülküm vs. Böyle dedikçe zaten en ufak bir sıkıntıda hemen yıkılıyor ve cehennem halini yaşıyoruz. Oysa, benliğimizi azaltsak, iyi-kötü herşeyin O’ndan geldiğinin künhüne varsak cennet halini yaşayacağız. Rabbim sonumuzu hayreylesin, vesselam.

  • Kişisel

    Ankara Çılgın Projeler

    Basbakan Ankara icin çılgın projeler acikladi,İstanbul icin olanlar beni pek heyecanlandirmamisti, burasi icin soylenenler ise hosuma gitmedi degil. Aslinda Guneykent, yeni stad, iki hastane, hayvanat bahcesi gibi projeler benim icin cilgin degil, heyecanlandirmiyor da. Bunlar olmasi gereken seyler zaten. Ankara’nin uzay ussu olmasi,savunma sanayi merkezi olmasi uretim icin gelecek vadeden seyler, Akyurt’taki buyuk fuar alani da guzel olacak. Bunun yaninda cok gec kalan metronun bitirilmesi ve rayli sistem, bozkir icin gec kalmis isler. 5 yildir buradayim, en cok ozledigim deniz ve orman. Ankara, onceki yillara gore sehir icinde bolca yesillenmis, diger sehirlere gore onde gidiyor ama benim cilgin projeler arasinda gormek istedigim Ankara’nin cevresinin ormanlarla kaplanacak olmasiydi. Keske bu da…

  • Kişisel

    İçimden Dökülenler

    İçimden Dökülenler…(2010 tarihli bir yazı) Canım sıkkın. Bazı sebepleri var fakat herşeyi burda yazamıyorum. Eskiden, blog başlamadan, içimdekileri kağıtlarla paylaşırdım ve sonra yakar-yırtardım, o zaman daha iyiymiş. Aslında düşününce ve etrafa bakınca sağlıklı olmak her şeyden daha önemli ama insanın beklentilerinin yerlere serilmesi üzüntü vermiyor değil. Bu Ramazan da hiç iyi geçmedi benim için. Bir önceki yazıda da belirttiğim gibi hipoglisemi peşimi bırakmıyor. İlk beş gün oruç tutabildim, o da yerlere serilerek. Daha sonra dayanamadım ve tutmadım. Ara öğünlerle desteklememe rağmen yine de çok kötü yapıyor beni. Bayramdan sonra yine bir doktor ve sonrası düzenli bir diyet tarzı yemek şekline başlayacağım. İnsan oruç tutmayınca Ramazan’ın maneviyatını ve ruhunu anlayamıyor. Oruç,…

  • Kişisel

    (www.suatsaygin.net) ve bir-iki söz

    (www.suatsaygin.net) ve bir-iki söz Bugün alan adı satın aldım. Artık adresim http://www.suatsaygin.net/ . Blogu bu adrese yönlendirdim, değişen pek birşey yok aslında, kendimi şımarttım biraz:) Telefonumu iphone’la değiştirdim. Önceleri endişeyle bakıyordum, bluetooth’la dosya bile gönderemiyorsun diye. İphone’la nete girince ve dokunmatik ekranını görünce bayıldım diyebilirim. Tüm eksiklikleri program yükleyerek bertaraf edebiliyorum. 2mp kamerası az gibi gelse de çok iyi fotoğraflar çekiyor. N95’imi bırakmak zorunda kaldım, Blackberry zaten beni çok fethedememişti, sadece şirket maillerine bakıyorum, bu da yetiyor. İphone’la ilgili birçok site var, detaylı bilgiler ordan edinebilir. http://www.ingilizanahtari.com/ başarılı bir site. Geçenlerde iyi bir kampanya ile laptop da aldım. HP Pavillion dv-5 1021-et, 4gb ram-512 paylaşımsız ekran kartı,P8400 2.27ghz işlemci. Bu…