EN SON YAZILAR
Anasayfa / Düşüncelerim / Kısa Öyküler / Siz, Sizken Güzelsiniz

Siz, Sizken Güzelsiniz

Kızım Zeynep’in empati ile ilgili kısa hikayesi.. Bu sayfalara ilk kez konuk oluyor. Her ne kadar bu hikayesini doğaçlama ve hızlı yazdığını ve beğenmediğini söylese de sonrası gelecek galiba.. Ama ben beğendim ve devamının geleceğini biliyorum. Ben O’nun yaşında böyle yazamıyordum, demek ki beni geçecek ve daha iyi olacak 🙂

Öğretmen ve Empati

Her sabahki rutinim gibi gene alarm zoruyla gözlerimi az da olsa açmayı başarmıştım. Fakat bu sabah kendimi çok farklı hissediyordum. Ne bileyim sanki başka bir bedendeydim. Gece üçte yatmanın sersemliğidir diye düşünüp gözüm yarı açık yarı kapalı bir şekilde lavabonun yolunu tuttum. Yüzümü acilen yıkamam gerektiğinin farkındaydım. Işığı açıp aynanın karşısına geçtiğimde hiç yaşamadığım, yaşayamayacağım bir şok geçirdim. Dedim, tamam anlaşıldı, delirdim, en yakın deliler hastanesi ne taraftaydı acaba? Yüzümü soğuk suyla yıkadım, yıkadım. Gözümü en az elli kez açtım kapadım, ı-ıh. Hiç bir faydası yoktu. Çıldıracaktım. Karşımda gördüğüm yüz, beden benim yüzüm ve bedenim değildi: ABLAMINDI.

Şu an ne yapacağımı, ne düşüneceğimi hiç ama hiç bilemiyordum. Kendimi Everest’e parmak arası terlikle tırmanıyor gibi hissediyordum. Durum o kadar vahimdi. Aklıma en yakın arkadaşım Ceyda gelmişti. Evet, evet o bana akıl verebilirdi. Sonuçta o benim zor zamanlarım için ikinci beynimdi. Hemen Ceyda’ya ulaşmak için telefonumu aramaya koyuldum. Yalnız, telefonu bulduğumda jetonlar tek tek düşmeye başlamıştı bende. Ben tamamen ablam olmuştum. Her şeyiyle…Sadece zihnim farklıydı ve bunu biliyordum. Telefona (ablamın) gelen mesajla irkildim. Mesaj okul müdüründen idi. Cuma günü olacak veli toplantısını bildiriyordu. Birkaç saniye mesajla bakıştıktan sonra acı gerçek yüzüme yapışıverdi. Ablam Türkçe Öğretmeni idi. Ve O’nun yerinde ben olduğum için okula “BEN” gidecektim. Şaka gibi.. Ben okuldan kurtuluyorum derken bu neydi? Ben böyle söylenirken gözüm saate takıldı ve dersin başlamasına yaklaşık yarım saatin kaldığını görünce, şarjın %1 olduğunda prize takmak için verilen o hızlı mücadele gibi alelacele hazırlanıp evden çıktım.

Okula vardığımda arabadan beri söylendiğimden çenem ağrımıştı. Aslında ne kadar öğretmenliğin ö’süne dair hiçbir şey bilmesem de eğlenceli olabilirdi ya. Valla böyle mini mini falan. Ama ablam 8. sınıflara giriyordu. Hiç de mini değiller yani. Ayrıca 8 demişken aklıma TEOG geldi ve düşüncesi bile beni yordu. Ah anılar…Neyse ben böyle konuşurken sınıfa girmiştim bile. Benim girmemle herkes susup ayağa kalktı. Hımm..Güzel, sevdim, aferin ben girdim yani, tabi kalkın canım. İçim bunları derken dışım ise “Teşekkürler kalktığınız için, oturabilirsiniz” demişti. Sonra hiç bir şey bilmediğim aklıma gelince, öndeki tam öğretmenlerin istediği, tüm kitapları sırada hazır ve her an size 51. Bölge’ye kadar açıklamada bulunabilecek inek tipindeki kıza “en son nerede kalmıştık canım?” diye sordum. “Canım”ı da ihmal etmedim, belirtmek isterim. Bana “en son tekrar edecektik fiilimsileri öğretmenim” dedi. Oh iyi, benim bildiğim yerden gelmişti. Fiilimsileri olabildiğince en iyi dille anlatırken çok da güzel gidiyordu, arkadaki dolap kenarında olan erkek ikiliden acayip fısıldaşmalar gülüşmeler geliyordu. Bir kez uyarmıştım. Eveet, bu iki oldu. Sinirlerim gerilmeye başlıyordu. Her şeyim bitti, hiç bir sıkıntım yok, bir de bu iki haylazla uğraşacaktım, oldu, başka? “Beyler” diye araya girdim, bir anda susuverdiler. “Öğretmen power adına” diye içimden geçirdim. Ablam bağırmıyor muydu bunlara? “Bu iki oldu, ayrıca bir daha görürsem yazıştığınız kağıdı kulağınıza sokarım, ona göre” deyip çok masum güldüm. Gıkları çıkmadı. İşte şimdi eğlenceli olmaya başladı bu iş. Yaşasın kötülük. Biraz daha anlattıktan sonra son 20 dk kala defter doldurma bahanesiyle azıcık oturdum. Topuklu ayakkabılarla olmuyor böyle. Tam karalamam bittiğinde ise o konuşanların öndeki ikiliyi de aralarına alıp yine konuşmaya başladıklarını gördüm. Tam bir şey demeye hazırlanırken inek kız “hocam ödevlere bakmadınız” dedi. Aha, şimdi yaktım çıralarını. Çünkü herkes kıza saldıracak gibi bakıyordu. Açıkçası bakışlarından ben bile korktum. En arkadaki haylazlardan başladım. İnat değil mi? O ikili ödevlerinin hiç birini yapmamıştı ve utanmayıp gülüyorlardı üstelik. E ben de duru muyum? Önce aklıma dövsem bunları acaba nolur diye değişik fikirler geçti ama yok benim başım belaya girerdi, yani ablamın. “Dışarı” diye çığırdım. Hiç beklemiyorlardı, alaca geyik gibi bön bön bakıyorlardı. “Yaa gördünüz mü” demek geçse de içimden demedim tabii. “Sizi ben kaç kere uyardım, acaba beni duyabiliyor musunuz? Aaa hala bakıyor çıksana çocuğum diye tekrardan böğürdüm. Ben böğürünce çıktılar ama 5 dk sonra dayanamayıp içeri aldım. Herhalde böyle oluyordu. Sinirleniyorsun ama kızamıyorsun da. Neyse onca vukuattan sonra sıra ödev vermeye geldi. Ve kendi okul yıllarımı hatırladım. Bir kaç hoca dışında kimse bizi düşünmezdi, sanki sadece O bize ödev veriyormuş gibi yığardı ödevleri. O zaman kötü olurdum,  yetiştiremez sinirlerim gerilirdi bir insan bu kadar ödev verebilir mi diye. O yüzden azcık bir şeyler verdim. Sonuçta empati yapmak gerekliydi, temel esastı hatta. Keşke bazı hocalar da öğrencileriyle empati kurabilse. Su içmek, tuvalet ihtiyacı vs.

Ben bunları düşünürken nasıl olduğunu anlayamadan bir yerden düşüverdim. Hayır, merdiven falan değil yataktan. Evet bildiğimiz yatak. Hepsi bir rüyadan ibaretmiş. Rüyamda esinlendiğim şeyse bilim kurgu. İzlerken uyuya kalmışım da. Nasıl bir hayal gücüne sahipsem artık. Yani film uzay hakkındaydı, ben ne gördüm. Neyse zaten iyi ki ablam olmadım. Allah yazdıysa bozsun. Ben halimden memnunum.

Rüyamdan çıkardıklarımın bir kısmı;

Aslında öğretmenlik çok önemli ve güzel bir meslek. Keşke herkes bunu anlayabilip dikkat etse. Bir de insan kendi iken güzel. Başkalarının yerinde olmaya hiç gerek yok.  Siz, sizken güzelsiniz.



6 yorum

  1. anı yaşamakla bütünleştirelim

  2. çok güzel yazı. Zeynep yeğenimi kutluyorum. Yolu ve bahtı açık olsun.

  3. Güzel. Babanı geçeceksin zeynep. Ama Empati yap çok üstüne gitme 🙂

Yorum yazarak katkıda bulunmak ister misiniz?