EN SON YAZILAR
Anasayfa / Faydalı Bilgiler / Neden Kitap Okumayı Sevmiyoruz ?

Neden Kitap Okumayı Sevmiyoruz ?

Sahi neden kitap okumayı sevmiyoruz? Kitapların bize sunduğu farklı dünyaları neden merak etmiyoruz? Çok mu yoğunuz, kitaba ayıracak vaktimiz mi yok? Saçma sapan şeylere bolca zaman ayırırken kitap denince neden geri çekiliyoruz?

Neden Kitap Okumuyoruz?

Neden Kitap Okumayı Sevmiyoruz?

Türkiye olarak milletçe kitap okuma konusunda sıkıntılarımız var. Bunun birçok sebebi bulunuyor, buna daha sonra değineceğim. Ülkeler arasında yapılan istatistiklerde kitap okuma oranlarında çok gerideyiz. Yıllık kitap okuma ortalamalarını kısaca hatırlarsak;

  • Bir Japon 25 kitap
  • Bir İsviçreli 10 kitap
  • Bir Fransız 7 kitap
  • Türkiye’de ise 6 kişi 1 kitap okuyor.

Son yıllarda okullarda yapılan çalışmaları biliyorum. Çocukları kitap okumaya alıştırmak için ilk dersleri kitap okuma saati yapma, ev ödevleri verme gibi güzel çalışmalar mevcut. Bunun yanında geçmişe göre insanımızın, özellikle gençlerin daha fazla okuduğunu görüyor ve seviniyorum fakat yine de istediğimiz seviyede değiliz. Neden acaba, bunlara bakmaya çalışalım…

Okuma Alışkanlığı Ailede Başlar

İstisnalar olsa da okuma alışkanlığının ailede kazanıldığı bir gerçektir. Günde ortalama 6 saat TV izlenen bir ailede anne baba eline kitap almıyor ve bu şekilde çocuklarına örnek teşkil etmiyorsa, istediği kadar çocuğuna “evladım kitap okumalısın” dese de bir faydası olmayacaktır. Çocuklara sözle değil hal ve hareketlerimizle örnek olmalıyız. Bu sadece kitap okumayla da sınırlı değil. Değerlerimizi, doğruyu ve yanlışı da aynı şekilde öğretebiliriz. Çocuklar büyürken -özellikle belli yaşlarda- ardı arkası gelmeyen sorular sorar. Bu sorularına cevap vermeye çalışırız. Oğlumun verdiğim cevaplar karşısında şöyle dediğini hatırlıyorum:

– Baba, bu kadar şeyi nasıl biliyorsun? Her sorduğuma cevap verdin.

Cevabım şöyle olmuştu:

– Bu bilgileri kitaplardan öğreniyorum. Sen de kitap okuyarak öğrenebilirsin.

Bu cevap, zorla ve baskıyla “kitap oku” demektense aklında daha çok yer edinmiştir diye düşünüyorum.

Ayrıca çocuğunuzla kitapçıya gitmenizi ve orada vakit geçirmenizi tavsiye ederim. Şimdiki kitapçılarda bir köşeye oturup kahvenizi yudumlarken kitaba göz gezdirme şansınız var. Çocuğunuz bu iklimi yaşasın. Burada siz kitap önermeyin, bırakın o ilgisini çeken bir kitabı alsın. İnanın sizin aldığınız ama okumadığı kitaptan ziyade kendi ilgisini çeken bir kitap onu daha çok sevindirecektir.

Okullarda Kitap Okumanın Teşvik Edilmesi

Bizim zamanımızda kitap okuma saatleri yoktu. Bir ders buna ayrılmazdı sanırım. Şimdi bakıyorum, öğretmenler bu anlamda güzel uygulamalar yapıyor. Ödev olarak kitap okuma ve özetini getirme gibi şeyler söz konusu. Bu çok güzel ama dikkat edilmesi gereken bir husus var bence. O da bunun zorlayıcı bir şekilde olmaması ve çocuğun sevmediği kitapları okumak zorunda bırakılmaması. Eğitimci değilim ama bu durum ters tepebilir diye düşünüyorum.

Mazeret Hastalığımız

Çocukları geçtim şimdi büyüklere geldik. Mazeret hastalığı dediğim bir olgu var insanlarda gördüğüm. Bu sadece kitap okumada değil, başka şeylerde de geçerli. “Kitap okuyamıyorum, akşam eve gelince yoruluyorum zaten, çocuklarla ilgileniyorum, biraz da televizyon izleyince uykum geliyor, kitap okumaya vakit kalmıyor”. Bunu söyleyenlere direkt cevabım “yatmadan önce bir 10 sayfa da mı okuyamazsın? Bu kadar da mı vaktin yok?” İnanın bu, insanın kendine uydurduğu bir mazeretten öte değil. İsteyen insan her şeye vakit ayırır. Kitap okumak istiyorsak mazeret hastalığından kurtulmamız gerekiyor.

Şimdi de neden kitap okumamız gerektiği ve kitap okumanın bize neler katacağından bahsetmek istiyorum:

Kültürlü Bir İnsan Olmanın Yolu Kitaptan Geçer

Kültürlü bir insanla yaptığınız sohbeti hatırlayın, dakikaların nasıl geçtiğini anlamazsınız bile. Sohbet bitmesin diye de düşünürsünüz. Kültürlü olmak hiç kolay değil. Bu seviyeye gelmek için o insanın kaç fırın kitap okuduğu bellidir. Sadece televizyon izleyerek veya sosyal medyayı karıştırarak edindiğimiz bilgiler, bizi maalesef kültürlü bir insan yapmıyor.

Kitap okumanın önemi

Kitap okumanın önemi

Kelime Haznemizin Artması

Okumayan bir insanın günlük kelime haznesi 200 civarı deniliyor. Yani bu insan 200 farklı kelimeyle gününü geçirebiliyor ve bundan rahatsız olmuyor. Bazılarına dikkat edin, cümle kurarken bile zorlanır, hep aynı kelimeleri tekrar eder vs. Kelime haznemizi geliştirmek için mutlaka kitap okumamız lazım. Aksi takdirde güdük bir Türkçe’yle hayatımızı idame ettirmeye devam ederiz.

Başka İnsanların ve Hayatların Farkına Varmak

Kitap okumanın, özellikle romanın, en güzel yanlarından biri başka hayatların olduğunun farkına varmaktır. Bu dünya üzerinde insanlar neler yaşıyor, ne acılar çekiyor, ne aşklar yaşıyor gibi soruların cevabı yine kitap okumaktan geçiyor. Sanırım bu hayatları merak etmediğimiz için okumuyoruz da. Aslında meraksız bir millet değiliz. Komşumuzda ne olduğunu, magazin ünlülerinin neler yaşadığını merak ediyoruz fakat iş bunu kitap okuyarak öğrenmeye gelince tembelleşiyoruz.

Kitap Okumayı Sevmiyoruz

Aslında sözün kısası kitap okumayı sevmiyoruz. Kitabın bize neler kazandıracağının farkında değiliz. Kitap okumayı kahvaltı yapmak, işe gitmek, araba sürmek gibi günlük rutin olarak yaptığımız işler gibi görmediğimiz sürece ve kitap okumanın insana verdiği hazzı tatmadığımız sürece  ne söylesek, ne kadar yazsak boş. Bunu başarabilen ve bu tadı alan insan ömrü boyunca kitaplardan ayrılmaz zaten.

Günde 10 Sayfa Okuyun

Yukarıda bahsettim, yinelemekte fayda görüyorum. Vakit ayıramıyorsanız en azından yatmadan önce elinize bir kitap alın ve günde 10 sayfa okuyun. Günde 10 sayfa demek, ayda 300 sayfa demek olur ki, bu da ortalama ayda bir kitap bitireceğiniz anlamına gelir. Yılda da 12 kitap eder. Bunu lütfen deneyin, gerçekten hoşunuza gidecek.

Sizi Sıkan Kitapları Okumayın

Herkesin ilgi alanı farklıdır. Sırf kitap okuyacağım diye hiç ilginizi çekmeyecek bir konudaki kitabı elinize alıp okumaya çalışmayın. Bu aksi tesir yaparak kitaplardan uzaklaşmanıza vesile olabilir. Sevdiğiniz bir kitabı okumaya çalışırsanız bir çırpıda bitireceğinizi göreceksiniz.

Daha Az Televizyon İzleyin

Yaklaşık bir yıldır -bazen haberler dışında- televizyon izlemedim. İnanın o kadar vakit size kalıyor ki, ister kitap okuyun, ister benim gibi blog yazılarınızı yazın, başka bir hobiyle uğraşın. O saçma sapan dizilerin insana kattığı pek bir şey yok, inanın. Önemli bir konunun tartışıldığı, bilgi edinebilecek programlara bir şey demiyorum fakat Türkiye’de ortalama televizyon izlenme oranı günlük 6 saat. Bu 6 saatte neler yapılmaz ki?

“Oku” Emrini Yabana Atmayın

Müslüman bir memlekette yaşıyoruz ve Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetinin “oku” olduğunu hepimiz biliyoruz. Neyi okuyacağız derseniz bu emirle kastedilenin üç şey olduğunu söyleyebilirim:  Kur’an’ı oku / Kendini oku / Kainatı oku. Bu emri bildiğimiz halde neden uygulamıyoruz? Bunu herkesin samimi bir şekilde kendine sorması gerekiyor.

Bu kadar şey söyledim ama eskiye oranla daha çok okuduğumuzu, özellikle gençlerin bu anlamda iyi olduğunu söylemem lazım. Kitapçılara girdiğimde gençlerin sayısının fazla olması, beni ümitvar kılıyor.

Yazıyı aşkla bitireyim: insan okudukça bilgi edindikçe bir yere kadar geliyor ve artık bilgi onu aşka taşımaya başlıyor. Mevlana’nın Şems’i araması ve bilgiyi bir kenara bırakması gibi. Fuzuli üstadımızın sözüyle noktayı koyalım:

Aşk imiş her ne var alemde / İlim bir kıyl-ü kal imiş ancak

(Kıyl-ü kal: boş bir uğraş)



13 yorum

  1. Suat bey kitap okumanın hazzına varmak yazının kilit cümlesi. O hazza varınca insan kitap okumak için eve gidiyor, dizi izlemek için değil. Kitap okuyan insan bilgili, bilinçli ve karar alabilen birey oluyor. Bireysel gelişim toplumsal gelişime de katkı sağlıyor. Verdiğiniz örneklerdeki ülkelerdeki gelişmişlik kitap okumadan bağımsız değil.

  2. Turgay Bey haklısınız, kilit cümle o. Zorla olmuyor maalesef, sevmek lazım.

  3. Abi TV konusunda gerçekten çok haklısın o kadar çok işimize yaramayan gundemlerle kafamızı dolduruyoruz ki asıl gorevlerimizi unutuyoruz

  4. Evrim Gürbüz

    Kitaplar sizi hem radyasyondan 😀 hem de başka insanların (yazarlar) neler bildiğini, düşündüğünü, hissettiğini ve onların arayışını öğrenmiş oluruz.

  5. çok güzel olmuş tebrik ederim

  6. Suat abi siz hızlı okumayı biliyormusunuz?

  7. suat bey yazdığınız bu yazının kaynakçası var mı acaba? /nerede?

Yorum yazarak katkıda bulunmak ister misiniz?