EN SON YAZILAR
Anasayfa / Düşüncelerim / Kişisel / Kısa Öykü – Gönül Aynası

Kısa Öykü – Gönül Aynası

Kısa Öykü – Gönül Aynası

Bir göl kenarında oturmuş huzur ve sükunu solukluyordu adam. Her şeyden ve herkesten  uzak olmak O’na çok iyi gelmişti.  Yemyeşil çam ağaçlarının gölgesinde yalnızlığına gömülmüşken bir kadın geldi yanına.

-Kendinden kaçmak iyi geldi mi?

-Kendimden kaçmak ne mümkün, sadece imgeler dünyasından uzaklaşıp ruhumu dinlendirmeye çalışıyorum. Çünkü gittikçe dünya koktuğumu düşünüyorum ve bundan mutlu değilim dedi adam.

Kısa öykü- Gönül Aynası

Kısa öykü- Gönül Aynası

Yalnızlığının bölünmesine kızmışken kederle yıkanmış siyah gözlerine baktı kadının. Tam bir şey söyleyecekken kadın çantasından bir ayna çıkardı ve adama verdi.

“Bu, bildiğin aynalardan değildir, sırlı bir aynadır, dünyaya daldığında bu aynaya bakarak kendine gelirsin” dedi ve sonra gözden kayboldu kadın. Adam acaba bir rüyada mıyım diye düşündü, bu kadın nereden çıktı, bu ayna neydi, yoksa iç sesiyle mi konuşuyordu. Sonra aynaya baktı ve birden kendini şehrin en kalabalık yerinde gördü. Arabaların motor sesleri, egzoz gazları, estetikten uzak yüksek ve gri binalar, el ele yürüyen sevgililer, ay sonunu getiremeyeceğini düşünen emekliler, çocuğunun elinden tutmuş mağazaların vitrinlerine bakan kadınlar…Onların arasına dalıp yürümeye başladı .

Geçmişte insanlardan uzaklaşmayı ve uzlete çekilmeyi düşündüğünü hatırladı. Sonra vazgeçmişti bu düşüncesinden. Elindeki aynaya baktı ve birden kendini Yunus Emre’nin yanında gördü. Koca Yunus, hocası Tapduk Emre ile konuşuyordu. Onlar adamı görmüyordu. Yunus hocasına, “bana izin verin uzlete çekileyim,bir dağ başına gidip yerleşeyim, insanlardan ve onların getirdiği dertlerden uzaklaşayım, hep Rabbimle başbaşa kalayım” dedi. Tapduk Emre gülümseyerek “Evladım, sen kolay olanı seçiyorsun. Önemli olan halk içinde Hakk’la beraber olmaktır, bu yolda ilerlemek istiyorsan halktan gelen cefalara sıkıntılara göğüs germen lazım” dedi.

Adam bu sahneyi gördükten sonra yine gürültü dünyasına döndü ve hafifçe gülümsedi. Zira geçmişte bunu öğrendiği için uzlete çekilme fikrinden vazgeçmişti. Şimdi bu sırlı ayna O’na bu anı hatırlatmıştı. İnsanın arınıp nefsini temizlemesi için insanlardan gelen sıkıntılara sabır göstermesi gerekiyordu. Burada insan ve olaylar bir sebepti aslında. Sebebi değil sebebi yaratanı görmek lazımdı. Resmi değil Ressam’ı görmek gibi. Ancak bu şekilde huzura erebilirdi insan. Bu konuda bazen başarısız olduğunu düşündü adam, resme takılmaktan kurtulamıyordu bir türlü. Ama bunun hemen olamayacağını da biliyordu. Bir fidan nasılki yavaş yavaş büyüyüp meyve veren bir ağaç oluyorsa insanın olgunlaşması için de zaman lazımdı. Hem bu dünyaya niçin gelinmişti ki? Tertemiz ve günahsız bir bebek olarak geliyor, sonra büyüdükçe kirleniyor, kirlendikçe arınmak için yollar arıyor ve olgunlaşarak bu dünyadan gidiyorduk. Bu herkese nasip olmuyordu şüphesiz, zira dünya hayatının zehirli bala benzeyen zevkleri bizi kemale ermekten alıkoyuyordu. Olsun, en azından hacca gitmeye çalışan karınca misali bu yolda oluruz ve ölürüz diye düşündü adam.






Biraz ilerledikten sonra bir taksiye bindi, şoförü gözü hiç tutmamıştı ama üstünde durmadı. “İçinizin ısınmadığı insanlardan uzak durun” sözünü hatırladı. Bunu hayatında uyguluyordu, bazen yanılmıyor da değildi ama çoğunlukla doğru çıkıyordu. Şoförün “nereye gidiyoruz” sözüyle kendine geldi. Yolu ben tarif ederim, böyle gidelim dedi adam. Sağlı sollu ağaçlarla kaplı bir yolda ilerlerken birden kendisine aynayı veren kadını gördü. Hemen taksiyi durdurdu ve indi, kadına yaklaştı.

– Sizi bir daha göremem diye düşünüyordum ama karşıma çıktınız.

– Ayna işe yarıyor mu?

– Evet. Bakalım bundan sonra neler göreceğim, merak ediyorum.

– Aynayı sakın bırakmayın, o size zor zamanlarınızda yol gösterecektir.

Kadın bunları söyledikten sonra gözden kayboldu yine. Adam üzerindeki şaşkınlığı atamadan çalan telefonuna baktı, arayan çok sevdiği bir arkadaşıydı. Acilen yanına gelmesini istiyordu. Tekrar taksiye binerek arkadaşının olduğu yere gitti. Giderken merak içindeydi. Bir kafede buluştular. O sırada içeri hırpani kılıklı biri girdi ve yanlarına geldi. Arkadaşına“Merak etme, birşey olmayacak, sadece sınanıyorsun, sabretmelisin” dedi ve geriye dönüp gitti. Adam ve arkadaşı şaşırıp kalmışlardı. Gelen kimdi, arkadaşı neyle sınanıyordu, bunu nasıl bildi diye düşünürken arkadaşının gözlerinden süzülen yaşı görmesiyle düşüncelerinden uyandı. Arkadaşı hiç birşey söylemedi, sessizliğe büründü, adam da sormadı zaten, kalpten kalbe konuştular bir süre. Gelenin kim olduğunu merak eden adam cebinden aynayı çıkardı ve aynaya bakınca o hırpani kılıklı adamı gördü. Çok güzel bir sarayın içindeydi ve kendisine “surete tapmayı bırakıp manaya bak, nice hazineler harabelere gizlenmiştir, insanın kılık kıyafeti seni aldatmasın, gönül aynanı temizlersen sana arşın hazineleri açılır” dedi. 

O esnada kendini yeniden göl kenarında oturur buldu adam. Sırlı aynanın aslında gönül aynası olduğunu ve onu temizlediği oranda hakikate ulaşacağını anladı. Yerinden kalkıp evine dönmeye hazırlandığında “O aramakla bulunmaz fakat yine de O’nu bulanlar arayanlardır ” sözü yankılanıyordu kalbinde…



14 yorum

  1. Düşündürücü ve etkileyici.

  2. Emre ÖRSKIRAN

    Harika bir öykü tebrikler

  3. Tam da günümüzü anlatan çok güzel bir hikaye kaleminize sağlık

  4. ayna ayna söyle bana:) çok güzel, bu tarz yazılarınızın devamını bekliyoruz:)

  5. Güzel öykü. Anlamak isteyene mesajlarla dolu.

  6. Yazıyı okuduktan sonra Tabduk Emre’nin şu sözleri aklıma geldi “Aşk ile yürüyen sırtında dünyayı taşır! Aşksız yürüyen, beden diye bir ceset taşır!”
    Suat Abi yazın, anlattığın, alıntıların gibi çok güzel. Yüreğine sağlık.
    İnsanoğlunun bir kitapta, yapıtta veyahut bir yazıda gördüğü, görmek istediğidir aslında. O da gönül aynasının yasıması, halk dilinde ise “beğeni”…

    • Yunus Emre de “Aşıklar ölmez, ölen hayvan imiş” demiş. Burada hayvandan kasıt canlı anlamında. Güzel sözlerin için de teşekkür ederim.

  7. humm,, cok kopuk, mesajlar evrensel ve net ancak: uç noktalari birlestireyim, cam kenari olsun ayrica aceleden olsun gibi bir koşuşturma havası içerisinde olmuş, bu gün kırık not benden size lakin çalışmaya devam

    • Yorumunuz için teşekkürler. Aceleye gelmiş gibi görünse de bir olaydan diğerine ani geçişler hoşuma gidiyor. Ben çalışmaya devam edeceğim ama sizden de misafir yazar olarak yazınızı yayınlamak üzere bana göndermenizi isteyeceğim 🙂

Yorum yazarak katkıda bulunmak ister misiniz?