Kişisel

Hiç Bir Şey Yazmak Gelmiyor İçimden

Hiç böyle olmamıştı bugüne kadar. En az haftada bir bir şeyler karalıyordum ama üç haftadır yazamıyorum. Aklıma farklı fikirler, yazılar geliyor fakat bunları bir türlü dökemiyorum yazıya. Sonbahar depresyonu mu desem, iş yoğunluğu mu desem, yoksa bir tıkanıklık mı yaşıyorum desem, bilemedim! Aslında insanın kendini nadasa bırakması gerektiğine inanırım bazen. Şimdilerde detoks deniliyor buna ama benim bahsettiğim ruhsal detoks.

İlk günden itibaren sırf yazmış olmak için yazmamayı ilke edindim, böylece blogu çöpe döndürmeyecektim. O yüzden -bu anlamda-halimden çok şikayetçi değilim aslında. Ama yine de neden böyle oldu diye düşünmeden edemiyorum.

İnsan hayatında bazı zaman dilimlerinde tıkanıklıklar yaşanabiliyor. Önemli olan bunun kalıcı hale gelmemesi, yoksa hep aynı duygu ve düşünce düzeyini yakalamak imkansız. Mevsim değişiminin de etkisi olduğunu düşünmeye başladım. Sonbaharın doğadaki etkisi ruhlarımıza da yansıyor sanırım. Yaprakların sararıp düşmesi, havanın soğumaya başlaması ve ağaçların çıplaklığa bürünmesi ömrün son demlerini hatırlatmıştır hep. Ve sonrası kış. İlkbaharla doğa dirildiği gibi insan da diriliyor sanki. Derin çizgilerle ayrılmış değil aslında bunlar arasındaki geçişler. Gün içinde bile yüreğinde iniş ve çıkışlar yaşayabiliyor insan.

Melankolik bir yazı oldu, bu sefer de böyle olsun. Yazıyı Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın “Sonbahar” isimli şiiriyle bitirelim:


Durgun havuzları işlesin bırak

Yaprakların güneş ve ölüm rengi,

Sen kalbini dinle, ufkuna bak.

Düşünme mevsimi inleten rengi

Elemdir mest etsin ruhunu

Eser rüzgarların durgun ahengi.

Yan yana sessizce mevsimle keder

Hicrana aldanmış kalbimde gezin

Esen rüzgarlara sen kendini ver.



6 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir