EN SON YAZILAR

Google Earth

Kısa Hikaye – Google Earth

Gamze’yle evde boş insanlık uyguluyoduk. Google Earth’e sardık. Evimizi yurdumuzu bulup mal mal şenleniyoruz. Bu kendi dükkanını buldu, tabela daha eskiymiş o zamanlar ahı ahı yaptı filan… Duygusallık oluştu. O gazla bizim yeni evin koordinatlarını girdi. Ev şuan sıfır olduğu için inşaatlık halini görürüz, acayiplik olur dedik. Sonuçta Google eski görüntüleri veriyo, günlük diil. Bu mausla sokağa girdi; yaklaşıyo yaklaşıyo yuvamıza… Bir heyecan pıtırtısı oldu bizde. Mausla yürüdükçe yüzler gülüyo. Apartmana bi geldik, bizim bina ayakta! Has. Dümdüz apartman! Şimdiki hali. Hani sıfırdı lan bu apt, hep varmış ya. “Ev sahibi bizi mi yedi” olduk. Alllaaaaaaah diye cinnete kalkıcaktım ki, Gamze biraz daha girdi zumlamayla. O da ne! Kapının önünde öpüşme pozisyonunda 2 kişi bulunuyo! Bir kız, bir erkek, dip dibe. Oturdum yerime. Gamze son zumunu da yapınca ben, dileleleelele! Alnımdan 5 litre ter aktı aktı yüzceğizimi komple yıkadı gitti. Gözlerim çıkıyo giriyo! O kişi benim! Gamze’yse oturduğu yerde zıpladı! O saniyeden sonra kişilik değişti kızda! Böğürüyo. Hayko Cepkin müziği yapıyo bana. Böğürmenin içinde “Bu kadın kimm” cümlesi duyuluyo hafif. Önce “Ne kadını, ne diyosun” gibi bol bol ne ne ne çektim. Aptal yaptım. “Yok artık o ben miyim ki ordaki. E yuh” dedim. Ama gerçekten orda ne arıyorum, o kadın kim, noluyo damla bilgim yok. Tanımam etmem. Bu bi şaka olmalı durumundayım.

Kısa hikaye – google earth

Gamze delire delire iç odalarımıza koştu. Ben makas alıcak saplıycak diye bekliyorum. Şu an bıçaklanmayı bekliyorum koltukta. Hatta kalbime gelmesin diye koltukta ters döndüm, arkamı sundum. Hadi bism… İçerden devrilme, düşme kalkma efektleri duyuluyo boyuna. Pardon evi dağıtma evresine mi girdi bu? Daha beni dövmedi? Bu fişek gibi geri belirdi. Elinde benim ishal renkli ceketim. Google Earth’te üzerimde duran ceket. Evet kesinlikle ekrandaki kişi benim. Bu gerçeği kabullenelim. Burdan yürüyelim…

Kıza bi ilahi güç gönderildi, poşet taşıyamayan çubuk kraker kollar beni evin içinde tur attırıyo… Yakamdan tuttu, bütün odalara soktu çıkardı. Her odada kavga ettik. “Yav valla tanımıyorum o kadını” diyorum bol bol. Laptopu fırlattığı yerden aldı tekrar gösterim yaptı bana: İnanamamakla beraber resmen ağız ağızayız kadınla. 1 saniye sonra birbirimize dalmışız yani belli. Son bir yıldır kimseyle bu pozisyonu yaşamadım eminim. Orda napıyoruz, kimdir, neden o pozisyondayım sokak ortasında, bunlar yok bende. Artık bunları bıraktım; en son ben ne içtim, kafamı ne gibi yerlere vurmuş olabilirim onu bulmaya çalışıyorum.

Gamze kıskançlık fişeklemesiyle konuyu araştırdı. Fotonun tarihini ceddini buldu. Yeniymiş. Geçen haftayı işaret ediyo bulgular. Ne? Geçen hafta mı? Kız kenara çekti kendini ağlamaya başladı. Orada “Google” devini görmesem fotoşop diycem. Ama bir Google Earth görseli nasıl fotoşop olabilir. Gamze’nin ağlama yerine gittim. Yeminler döküyorum. Bi de Google’a göre “öpüştüğüm” kadın baya bi güzellik sahibi. Boy da Gamze’nin üç topuklu üst üste giymiş hali gibi bi şey olunca, bu hırs hırs hırsss. Senii ınınınınnı… Biraz iyi oldu aslında kıskanılmak. Sevilme puanım arttı.

Gamze ağlamaktan yorulmuş, motoru durdurmuştu. Sessizlik olunca aklıma şey geldi. Bizim internetin yaratıcısı gibi takılan bi arkadaş var. Burak. Buro. Onu aradım; böyle böyle tabloyu anlattım. Benimkine yaranıyım diye hoparlörü dışarı saldım. Çocuk “Abi fotoşop ne arar Google Earth’te, gerçek görüntüdür” demez mi bağıra bağıra. Gamze vites arttırarak ağlıyo bu kez. Buro “Sen yine bi gönder fotoyu bakam” dedi. Çekip attım uğursuz ekranı. Beklemek…

Benimki ilişkide eşyalarını toplama evresine geçti. Bi sonraki evre yüze tükürme, dikkat. Şiirli konuşmalar yapıyorum, bütün yer dinlerinde-gök dinlerinde yemin ediyorum. “Yanıt vermiyor” kız. Sen yeni evimize daha 1 ayda nasıl kız atarsın, sokak ortasında hangi genişlikle öpüşürsün… En son bunun bacaklarına Smack Down kilidi yaptım. Yapıştım. Ayrılmam hadi kov beni yüreğinden. O sırada telefonum içerden beni çağırıyodu. “Hadi git telefonun çalıyo. Öpüştüğün karıdır” dedi. “Töbe yarappim”le birlikte belki Burak’tır diye koştum. Evet Buro. Buro önce bi kahkaha attı göklere. Sonra:

“Oğlum bu olay arada oluyo. İki görüntü üst üste geliyo filan. Bak aslında aranızda baya mesafe var, kız atıyorum 10 metre ötede, karşılıklı yürümüşsünüz o sokakta. Fotoğrafa yakınlaşınca anlaşılıyo zaten… Sistem hatası yani ama çok komik olmuş gerçekten…”

Ney ney neyyyy. Tabi yaa… Telefonu Gamze’ye fırlattım öğrensin gerçekleri köpe.

Bu Burak’la konuştu. İki dakka sonra benim mastika oynadığım salona gelip koşa koşa koşmalı sarıldı! Bu kez mutluluktan ağlıyodu! Özür diledi bol bol.  Biz basit duygusal dizi çeker gibi hareketler yaparken kapı çalındı. Ehe ehe diye gittim açtım. Bir adam. Kara kuru. Elinde silah bulunuyo.

“Ben üst kat komşun koçum. Sen misin lan benim karıyı apartmanın önünde zorla öpen!”

Dedi.

—–

Bu yazı, misafir yazar olarak Mehmet Ali Çatal‘a aittir. Kendisine teşekkür ederim…



2 yorum

  1. Ne hikayeymiş. Düşman başına diyelim:)

Yorum yazarak katkıda bulunmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: