• Misafir Yazarlar

    Doğum Günü Manifestosu

    Doğum Günü Manifestosu Bizde doğum günü alışkanlığı babadan gelir. Hem güneşe göre 9 Haziran’da, hem de aya göre 26 Ramazan’da itinayla yılda iki defa pastamızı keser, mumlarımızı üfleriz. Çok sever(di) babamız doğumgünü kutlamayı. Yıllarca babamın içindeki iyi kalpli şımarık küçük çocuktan bir parça alabildiysem ne mutlu bana der, daha çok annemin psikopat hiperaktif sniperliğini aldığımı düşünerek sevinirdim :)) Ama şimdi yaşadığı hayata ve aramızdan 65’inde ani ve -kısmen- genç ayrılışına bakınca asıl O’ndaki sakin ama sevgi ve neşe dolu yaşama sevincini ufaktan kopyalamak lazım diye düşünmeye başladım içten içe… Hiç kimseler giymezken daha yıllar önce pembe gömleğiyle kasaba düğününe gidendi babam. Kış günü yolda bulduğu soğuktan üşümüş minik serçeyi gömleğinin…

  • Aşk,  Misafir Yazarlar

    Hayat Bazen

    Hayat bazen insanları, birbirlerinin değerini anlasınlar diye ayırırmış. Duyguların test edilmesidir bir anlamda bu ayrılıklar. Gerçekten seviyor musun, yoksa bir anlık heves misin? Araya tatsızlıklar girer bazen. Gurur da ön plandadır ara sıra. Uzaklaşırsın O gelsin yanıma dersin Ama gelmez Birbirine birkaç metre mesafedesindir lakin aranda kilometrelerce gurur vardır. Akışına bırakırsın Bakalım zaman ne gösterir dersin Zaman herşeyin ilacıdır derler amma fazlası intihara girmez mi? Sonra, niye uzağız ki dersin.. Gereksiz gururu bir kenara bırakırsın. Normalde yapmayacağın şeyi yapar O’na doğru yaklaşırsın Çünkü O senin sol yanındadır ve zamanında solunda devrim yapmıştır. Hiçbir şey seni O’nun kadar üzmemiş ve O’nun kadar mutlu etmemiştir. Bunu bilir yol alırsın Tedirginsindir Acaba nasıl…

  • Kısa Öyküler,  Misafir Yazarlar

    Bir Pazar Sabahı 2045’ten Gelenler

    Kızım Zeynep Saygın’ın kısa öyküsü: Bir Pazar Sabahı 2045’ten Gelenler.. Bir Pazar Sabahı Sakin bir Pazar sabahıydı. Ailece kahvaltımızı yapmıştık. Ardından rutin işlere koyulmuştuk. Ben kedimiz Lucy’i beslerken ikizim Doruk bahçe işlerini yapıyordu. Tam Lucy’yi yıkamak için banyoya çıkarken kapı çaldı. Gelenin annem ve babam olduğunu düşünerek koşarak kapıya gittim. İkisi alışveriş için dışarı çıkmıştı fakat bu kadar erken gelmelerini beklemiyordum. Böyle düşünerek kapıyı açtım, gördüğüm manzara karşısında neredeyse küçük dilimi yutacaktım. Önümde ikizim Doruk’un aynısı diyebileceğim bizim yaşlarımızda bir çocuk duruyordu. Ayrıca yanında ufak, oval, zümrüt yeşili renginde, yıldız şeklinde kırmızı gözlere sahip uçan robotumsu bir şey vardı. Ve çocuğa doğru dönüp: “sonunda bulabildik”, dedi. Gözlerime inanamıyordum. Birkaç kez…

  • Faydalı Bilgiler,  Misafir Yazarlar

    Green Card Süreci ve Amerika Vizesi Alıp Ülkeye Yerleşme Hikayem

    Bu yazı, Green Card talihlisi bir arkadaşımın yaşadıklarını anlatıyor. Çekilişe başvurma, kabul edilme, Amerika vizesi alma, evlenip Türkiye’deki işini bırakarak Amerika’ya yerleşme hikayesi. Kendisine yazı için teşekkür ederim… Öncelikle bana, tüm süreç boyunca içimde birikenleri içtenlikle paylaşma imkanı veren sitemize teşekkür eder, sonrasında da anlatacaklarımda kendiyle alakalı neler olabileceğini düşünenler için durumumu özetlemek isterim. Bu konuda hiçbir şey bilmeden yola çıkıp green card ı basım sürecine girmiş biri olarak yardım edebileceğim bir konu olursa ne mutlu bana çünkü ben de her şeyi internet siteleri yardımıyla hallettim. Kasım 2015 tarihli başvurum ile Div-2017 talihlisiyim, Ağustos 2016’da DS-260’da bekar olarak çekilişe başvurdum, Mart 2017’de görüşmeyi bekar olarak yaptım, vizem onaylandı, sonra hemen…

  • Misafir Yazarlar

    Atatürk ve İki Çocuğun Yaşanmış Hikayesi

    Sene 1934 Milli Eğitim Bakanı Zeynel Abidin Özmen’in kapısı çalınır. Giriniz dendikten sonra içeriye Atatürk’ün yaveri ve beraberinde iki çocuk makama girer. Yaverin elinde bir mektup, bakana uzatır. Mektup Atatürk’ten… İçeriği kısaca yaverin yanındaki iki çocuğun bakanın uygun göreceği bir lisede parasız yatılı olarak kayıt edilmeleri. Atatürk’ün bu emri üzerine bakan Abidin Özmen, orta öğretim genel müdürünü çağırtır ve gerekli yönergeleri verir: “Bu iki çocuğun evraklarını alın, çocukları Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırın ve her ikisi için üçer yıllık paralı yatılı makbuzu hazırlayıp ödeyen kısmına Atatürk yazın. Emirleri yerine getirilen bakan kısa bir mektup yazar ve yaverle birlikte Atatürk’e yollar. Mektubun içeriği şöyledir: “Muhterem Atatürk, yaveriniz ile göndermiş…

  • Kısa Öyküler,  Misafir Yazarlar

    Siz, Sizken Güzelsiniz

    Kızım Zeynep’in empati ile ilgili kısa hikayesi.. Bu sayfalara ilk kez konuk oluyor. Her ne kadar bu hikayesini doğaçlama ve hızlı yazdığını ve beğenmediğini söylese de sonrası gelecek galiba.. Ama ben beğendim ve devamının geleceğini biliyorum. Ben O’nun yaşında böyle yazamıyordum, demek ki beni geçecek ve daha iyi olacak 🙂 Her sabahki rutinim gibi gene alarm zoruyla gözlerimi az da olsa açmayı başarmıştım. Fakat bu sabah kendimi çok farklı hissediyordum. Ne bileyim sanki başka bir bedendeydim. Gece üçte yatmanın sersemliğidir diye düşünüp gözüm yarı açık yarı kapalı bir şekilde lavabonun yolunu tuttum. Yüzümü acilen yıkamam gerektiğinin farkındaydım. Işığı açıp aynanın karşısına geçtiğimde hiç yaşamadığım, yaşayamayacağım bir şok geçirdim. Dedim, tamam…

  • Faydalı Bilgiler,  Misafir Yazarlar

    Bilinçaltının Bilinmezlikleri

    Bilinçaltının Bilinmezlikleri Bilinçaltı, bilinç nedir? Ne kadar bilgimiz var, neler biliyoruz bilinç ve bilinçaltı ile ilgili, hiç düşündünüz mü? Daha çok bilgimiz olsa hayatımız ne kadar değişirdi? Bizi yöneten hangisidir? Zihnimizdeki bölümlerden biri olan bilinç ile başlayalım. Bilinç, kavrayan, yargılayan ve mantık yürüten kısımdır. Bilinçli zihin eleştireldir. Problem çözerken daha çok sorgular. Bu da bazen kararsızlığa ve harekete geçmekte zorluklara sebep olabilir. Bilincimizi kullanarak yaşantımızda seçimler yaparız ama bilinçli zihnimizle yaptığımız bu kararlar, doğduğumuzdan bu yana ailemiz, arkadaşlarımız, çevremizden bize geçen düşüncelerdir. Aslında bilinçaltı tarafından kaydedilen yargılarla seçimlerimizi yaparız. Bilinçli kısım zihnimizin %10’luk kısmını oluşturur. İşte asıl mesele burada başlar, doğduğumuzdan beri yetiştiğimiz ve büyüdüğümüz çevreden geçen düşünce ve yargılar…

  • Misafir Yazarlar

    Blog Yazmak İnsana Ne Kazandırır?

    Blog Yazmak İnsana Ne Kazandırır? Blog yazma süre zarfımda bu işlemin bana neler kazandırdığını gördüm ve tecrübe ettim. Bu yazımda size blog yazmanın faydalarını ve bizlere neler kattığını anlatacağım. Burada yazanların hepsi benim yaşamış ve tecrübe ettiğim faydalardır. 2 Aylık blog yazma serüvenimde hayatım düzene girdi diyebilirim. Blog yazmanın yararlarını sizinle bir liste şeklinde paylaşmak istiyorum. Benim için en önemli olanı disiplindir. Düzen ve Disiplin: Hayatını benim gibi düzene sokmakta sıkıntı çeken herkese tavsiyem blog yazmalarıdır. Yazdığınız yazıların bir okuyanının olması sizi onlara karşı sorumluluk sahibi olarak gösteriyor ve sizi sürekli yeni yazı yazmaya itiyor. Bunun sonucunda siz de günlük yazı yazmaya çalışıyorsunuz ve bir düzene giriyorsunuz. Bilgisayarın başına oturduğunuz saat,…

  • Kısa Öyküler,  Misafir Yazarlar

    Google Earth

    Kısa Hikaye – Google Earth Gamze’yle evde boş insanlık uyguluyoduk. Google Earth’e sardık. Evimizi yurdumuzu bulup mal mal şenleniyoruz. Bu kendi dükkanını buldu, tabela daha eskiymiş o zamanlar ahı ahı yaptı filan… Duygusallık oluştu. O gazla bizim yeni evin koordinatlarını girdi. Ev şuan sıfır olduğu için inşaatlık halini görürüz, acayiplik olur dedik. Sonuçta Google eski görüntüleri veriyo, günlük diil. Bu mausla sokağa girdi; yaklaşıyo yaklaşıyo yuvamıza… Bir heyecan pıtırtısı oldu bizde. Mausla yürüdükçe yüzler gülüyo. Apartmana bi geldik, bizim bina ayakta! Has. Dümdüz apartman! Şimdiki hali. Hani sıfırdı lan bu apt, hep varmış ya. “Ev sahibi bizi mi yedi” olduk. Alllaaaaaaah diye cinnete kalkıcaktım ki, Gamze biraz daha girdi zumlamayla.…

  • Kısa Öyküler,  Misafir Yazarlar

    Geçici Sorumluluğun Ölçüsüz Mutluluğu

    Kısa Öykü – Geçici Sorumluluğun Ölçüsüz Mutluluğu (Bu öykü, misafir yazar olarak Murad Ertaylan tarafından yazılmıştır. Kendisine teşekkür ederim. Web sitesine ulaşmak isterseniz bu adrese bakabilirsiniz). Parkta yürüyorum, daha doğrusu köpek gezdiriyorum. Yan komşumuza ait bir kucak köpeği; Pakize teyze bacağını kırdı ve kocası da gececi, yani gündüzleri uyuyor. İşin bahanesi bu, söz konusu safkan bir Alman Kurdu olsaydı zaman bulunurdu. Adım gibi biliyorum ki, Adem abi bu küçücük hayvana tasma takıp, adımlarını onun kısa bacaklarına uydurarak dolaşmayı pek havalı bulmuyor. Biyolojik olarak Luluş bir Minyatür Kaniş, ama zavallıcık kıyafeti tamamlayan bir aksesuar vazifesi görüyor. Bu durum Luluş’un kabahati değil; ona sorsanız ne misafirliğe gidip dedikodu dinlemeyi, ne alışveriş merkezinde dükkan dükkan…