• Aşk,  Kişisel

    Sevgide Fedakârlık Yolunu Bulamayanlar

    İnsan ilişkilerini yaralayan hatta bazen bitiren önemli bir etken var: ego. Çok basit geldi biliyorum ama gerçekten o kadar önemli ki, dönüşü olmayan sonuçlara sebep olabiliyor. Bir sohbet esnasında konu buraya geldi, ayrıca Mevlana’nın şu sözünü de görünce yazayım istedim. Söz şu:      “Sevgide fedakârlık yolunu bulamayanları asla gönül kapınızdan içeri sokmayın” Fedakârlık karşılıklı olur, biri “feda” ederken diğeri “kâr” ediyorsa zaten ortada sevgi falan yoktur, olsa olsa ticaret vardır basit anlamda. Fedakârlık da egoların biraz törpülenmesiyle oluyor. Eğer karşınızdaki insan sizin için egolarından biraz olsun vazgeçmiyorsa, ben buyum diyorsa hiç uğraşmayın düzelmeyecektir. O’nu kendi haline bırakın ve yolunuza bakın. Ego kötü bir şey değil aslında, benliğimiz, bizi biz…

  • Kişisel

    Yalnızlık Senfonisi

    “Yalnızlık Senfonisi” Kalabalıkların içinde olmak, yalnızlıktan kurtulmak anlamına gelmiyor. Ne kadar çok insan var etrafımda desem de, içimdeki yalnızlık duygusundan kurtulamıyorum bazen. Bu dünyaya yalnız geldik yalnız gideceğiz denir ya, benimki de o hesap işte.  Şairin dediği gibi: “An oluyor bir garip duyguya varıyorum, Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum” Aslında her gün ve her an bu düşünceler içinde değilim tabii. Mutlu bir ailem, mutlu bir iş çevrem ve arkadaşlarım var. Onların yanında güzel zamanlar geçiriyorum. Çoğu zaman kendi derdimi unutup başkalarına yardım etmeye çalışıyorum fakat bazı anlar geliyor ki, içten içe bu yalnızlık duygusu kanıma giriyor ve beynimin kıvrımlarında dolaşmaya başlıyor. Bu düşüncenin derinine inmeye çalıştığımda karşıma, herkesin…

  • Kişisel

    Diyet Yapmadan Nasıl 11 Kilo Verdim?

    Diyet Yapmadan Nasıl 11 Kilo Verdim? Kilo vermeye çalışan biriyseniz yazı başlığını görünce bu yazıya bakmadan geçemeyeceksiniz diye düşünüyorum. Zira kilo vermek gerçekten meşakkatli ve mutsuzluk verici bir olgu. Pazartesi diyete başlayıp çarşamba günü bırakanları veya diyetteyim deyip baklavaları birer ikişer götürenleri hepimiz görmüşüzdür. Bu yazı “nasıl kilo verilir” yazısı değil, o yüzden kendinizi kasmayın, size öğütler verecek değilim. Şöyle  yapın böyle yapın diyen birçok yazı bulabilirsiniz internette. Gazetelerde bile öneriler görebilirsiniz. Ben kendi hikayemi yazacağım, belki birilerine faydam dokunur bilemiyorum. Her şey on ay önce endokronoloji doktoruna gitmemle başladı. Yaklaşık beş yıldır hipoglisemi ile mücadele ediyorum, ani kan şekeri düşüklüğü. Bunun bir ilacı yok, ara öğünlerle idare ediyorum. Uzun…

  • Kişisel

    Hiç Bir Şey Yazmak Gelmiyor İçimden

    Hiç böyle olmamıştı bugüne kadar. En az haftada bir bir şeyler karalıyordum ama üç haftadır yazamıyorum. Aklıma farklı fikirler, yazılar geliyor fakat bunları bir türlü dökemiyorum yazıya. Sonbahar depresyonu mu desem, iş yoğunluğu mu desem, yoksa bir tıkanıklık mı yaşıyorum desem, bilemedim! Aslında insanın kendini nadasa bırakması gerektiğine inanırım bazen. Şimdilerde detoks deniliyor buna ama benim bahsettiğim ruhsal detoks. İlk günden itibaren sırf yazmış olmak için yazmamayı ilke edindim, böylece blogu çöpe döndürmeyecektim. O yüzden -bu anlamda-halimden çok şikayetçi değilim aslında. Ama yine de neden böyle oldu diye düşünmeden edemiyorum. İnsan hayatında bazı zaman dilimlerinde tıkanıklıklar yaşanabiliyor. Önemli olan bunun kalıcı hale gelmemesi, yoksa hep aynı duygu ve düşünce düzeyini…

  • Kişisel

    3.Çocuğu Olan Bir Babanın Düşünceleri

    3.Çocuğu Olan Bir Babanın Düşünceleri Bu yazıyı kişisel tarihime not düşmek için yazıyorum, zira dünya için küçük bizim için büyük bir hadise oldu ve 16 Mayıs 2015 Cumartesi günü oğlumuz dünyaya geldi. 12 yaşında bir kızım ve 7 yaşında oğlum var. Onları büyüttük bu yaşa getirdik, artık defteri kapattık derken göklerden gelen bir karar bizim planlarımızın üzerine çıktı ve oğlumuz dünyaya geldi. İyi ki de gelmiş, hoş sefa gelmiş. Bebek haberini ilk aldığımızda çevremin tepkileri farklı olmuştu. Özellikle bizim gibi büyükşehirde yaşayan ve bu karmaşa içinde çocuk büyütmenin zorluklarını bilen insanlar ikinci hatta üçüncü çocuğa hiç yaklaşmak istemiyor. Bunda haklılık payı da yok değil. Doktorundan bakıcısına, kreşinden okuluna kadar çocuğu…

  • Faydalı Bilgiler,  Kişisel

    Neden Kitap Okumayı Sevmiyoruz ?

    Sahi neden kitap okumayı sevmiyoruz? Kitapların bize sunduğu farklı dünyaları neden merak etmiyoruz? Çok mu yoğunuz, kitaba ayıracak vaktimiz mi yok? Saçma sapan şeylere bolca zaman ayırırken kitap denince neden geri çekiliyoruz? Türkiye olarak milletçe kitap okuma konusunda sıkıntılarımız var. Bunun birçok sebebi bulunuyor, buna daha sonra değineceğim. Ülkeler arasında yapılan istatistiklerde kitap okuma oranlarında çok gerideyiz. Yıllık kitap okuma ortalamalarını kısaca hatırlarsak; Bir Japon 25 kitap Bir İsviçreli 10 kitap Bir Fransız 7 kitap Türkiye’de ise 6 kişi 1 kitap okuyor. Son yıllarda okullarda yapılan çalışmaları biliyorum. Çocukları kitap okumaya alıştırmak için ilk dersleri kitap okuma saati yapma, ev ödevleri verme gibi güzel çalışmalar mevcut. Bunun yanında geçmişe göre…

  • Faydalı Bilgiler,  Kişisel

    Youtube Yasağı, YGS Sonuçları ve Milli Gelirimiz Arasındaki İlişki

    Youtube Yasağı, YGS Sonuçları ve Milli Gelirimiz Arasındaki İlişki Nereden başlasam bilmem ki? Doların yükselişi, faiz-enflasyon sarmalı, 2014 yıllık büyüme oranımız, eğitim sorunumuz, YGS sonuçlarının vahim hali ve orta gelir tuzağında kalmış ve bir türlü kurtulamayan ülkemizden bahsedecekken bugün bir de Twitter ve Youtube yasakları eklenince artık bu yazıyı yazmak farz oldu. Yazıyı yazmam farz oldu dedim zira her gün ülke gündemi o kadar hızlı değişiyor ki, ortalama bir Avrupa ve Amerika vatandaşının başını döndürür bu hızlı gündemimiz. Önce dolardan başlayalım. Kısa bir zaman içinde 2.35 TL seviyelerinden 2.60 TL bandına gelip oturan dolar, ham maddeyi euro ile alıp dolar ile malını satan ihracatçının yüzünü bir nebze güldürse de, bizim…

  • Kişisel

    Teknoloji ve Modernizm Üzerine Kapsamlı Bir Sistem Eleştirisi

    İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl, teknolojik gelişmelerin hayatımızı iyiden iyiye kuşattığı ve bizi içinden çıkılmaz bir sarmala doğru sürüklediği bir yüzyıl olarak tarih sahnesinde yerini almaya başladı. Milyonlarca insanın hayatına mal olan büyük savaşlar, bir yandan da bilim ve teknolojinin gelişmesinde akıl almaz ilerlemeler kaydedilmesine sebep oldu. Zaten askeri teknolojiler bu anlamda her zaman öncü olmuşlardır. Bu blogda elimden geldiğince önemli bulduğum bilim ve teknoloji yazıları yazmaya çalışıyorum. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin akıl almaz hızı, bizleri ister istemez yeni bir hayat tarzına doğru itiyor. Elbette teknolojiye karşı olacak değilim fakat sürüklendiğimiz bu yeni hayat tarzı, bizden bir şeyleri de alıp götürüyor mu acaba? Bu yazıyı yazma sebebim, aşağıda göreceğiniz 8 dakikalık…