EN SON YAZILAR
Anasayfa / Faydalı Bilgiler / Bilinçaltının Bilinmezlikleri

Bilinçaltının Bilinmezlikleri

Bilinçaltının Bilinmezlikleri

Bilinçaltı, bilinç nedir? Ne kadar bilgimiz var, neler biliyoruz bilinç ve bilinçaltı ile ilgili, hiç düşündünüz mü? Daha çok bilgimiz olsa hayatımız ne kadar değişirdi?
Bizi yöneten hangisidir?




Zihnimizdeki bölümlerden biri olan bilinç ile başlayalım.
Bilinç, kavrayan, yargılayan ve mantık yürüten kısımdır. Bilinçli zihin eleştireldir. Problem çözerken daha çok sorgular. Bu da bazen kararsızlığa ve harekete geçmekte zorluklara sebep olabilir. Bilincimizi kullanarak yaşantımızda seçimler yaparız ama bilinçli zihnimizle yaptığımız bu kararlar, doğduğumuzdan bu yana ailemiz, arkadaşlarımız, çevremizden bize geçen düşüncelerdir. Aslında bilinçaltı tarafından kaydedilen yargılarla seçimlerimizi yaparız.

Bilinç ve Bilinçaltı

Bilinçli kısım zihnimizin %10’luk kısmını oluşturur. İşte asıl mesele burada başlar, doğduğumuzdan beri yetiştiğimiz ve büyüdüğümüz çevreden geçen düşünce ve yargılar bilinçaltımıza kaydedilir, işte bu yüzden bizi yöneten asıl şeydir bilinçaltı..
Bilinçaltı dediğimiz kısım zihnimizin %90’ını oluşturur, ama bilinçaltımızın önemi fazla bilinmiyor.

Peki nedir tam olarak bilinçaltı, neler yapar?
Bilinçaltı aslında bir arşivdir, doğduğumuz andan itibaren her şeyi kaydeder. Doğru-yanlış diye ayırt etmez. Kayıt ettiği sırada anlamsız olan bir şeye bile yaşantı ile bir anlam yüklenir ve kişinin buna bir tepki vermesi sağlanır.
Hayatımız nasıl? Mutlu muyuz, başarılı mıyız, sağlıklı mıyız? Eğer bunlardan bir ya da bir kaçında sorunumuz var ise bilin ki bilinçaltınızda bunlara sebep olacak kayıtlar vardır. Yani bilinçaltı arşivimizde hangi bilgiler mevcutsa ona uygun yaşamları yaşarız.
Aslında bilinçaltımızı ne kadar olumlu düşünce ile doldurursak o kadar sağlığa, mutluluğa ve başarıya kavuşacağımızı bilmemiz gerekiyor. Bilinçaltımız başaramayacağımıza inanırsa başaramayız.
Bilinçaltımız düşüncelerimiz ve alışkanlıklardan da sorumludur. Temel görevi kişiyi mutlu etmektir.
Bilim dergisi, Research Quarterly’de yayınlanan çok ilginç bir araştırma var. Bu araştırmada basketbol oynayan öğrenciler üç gruba ayrılıyorlar. İlk grup 20 gün boyunca fiziksel antrenman yapıyor. İkinci grup hiç antrenman yapmıyor. Üçüncü grupsa 20 gün boyunca her gün zihinsel antrenman yapıyor, yani zihinlerinde hayali olarak topu tutuyorlar, paslaşıyorlar, atışlar yapıyorlar, başarılı bir maç çıkararak kazanıyor ve seyircinin alkış seslerini duyuyorlar.
20 günün sonunda her gün antrenman yapan ilk grubun performansında % 24‘lük bir artış oluyor, antrenman yapmayan ikinci grupta hiçbir değişiklik olmuyor. Zihinsel antrenman yapan üçüncü grubun performansında da % 23’lük bir artış oluyor. 3. Grup sadece zihinsel antrenman ile 1. grup kadar başarı sağlıyor. Yani bilinçaltı beş duyunun ve hayallerin etkili bir şekilde kullanıldığı bir senaryonun sürekli tekrarlanmasıyla, aslında gerçekleşmemiş şeyleri gerçekmiş gibi kabul etmeye başlıyor ve beyne bu sinyali gönderiyor. Çok enteresan değil mi?
Bazen bilinçaltına kaydettiklerimizden dolayı hep aynı hataları yaparız, aynı sıkıntıları yaşarız. Bilinçli zihnimiz bunun farkında olsa bile bilinçaltımız buna izin vermez. Sanki bilinçaltı, bilincin yöneticisi gibidir. Örneğin bilinçli zihnimizle sigarayı bırakmak isteriz ama bilinçaltımız kahve ile içilen sigaranın keyfini bize hatırlatır.
Bilinçaltımız bağışıklık sistemimiz ve hormonlarımızı da kontrol eder. Bu sebepten eğer sürekli karamsar, öfkeli ve stresli olursak hem bedensel hemde duygusal daha çok hasta oluruz.

Bilinçaltı nedir?

Çok ilginç okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum;
1950’li yıllarda bir İngiliz şilebi, aldığı şarapları İskoçya’ya götürmektedir. Bir limanda yükünü boşalttıktan sonra, çalışan denizcilerden biri soğuk hava deposuna girer ve içeride kapalı kalır. İçeride kalan denizci, var gücüyle bağırır, ama kimse duymaz. O sırada şilep tekrar yük almak için hareket eder. Mahsur kalan denizcinin açlıktan ölmeyeceği kadar yiyecek vardır depoda. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir. Ölüme kadarki süreci yazmaya başlar, vücudunun soğuktan nasıl uyuştuğunu, el ve ayaklarının nasıl hissizleştiğini, soğuğun dayanılmazlığını çakısı ile depoya birbir yazar. Şilep tekrar başka bir limanda demir attığında, kaptan depoyu açar ve denizcinin cesedini görür. Çakısı ile yazdıklarını okur ve çok şaşırır. Çünkü soğuk hava deposunda götürülen şarapların 18 derecede taşınması istenmiştir. Yani soğuk hava deposu çalışmamaktadır. Aslında denizci soğuktan ölmemiştir, soğuktan öleceğine inandığı için ölmüştür.
(Kaynak: Bernard Werber, ‘İzafi ve Mutlak Bilgi Ansiklopedisi’)
Peki bilinçaltımızı ikna ederek ve değiştirerek amaca ulaşabilir miyiz? Bunun için her şeyden önce inançlarımızı değiştirmemiz gerekir.
Yaşadığımız her şey bizim seçimimizdir. Bunu anlarsak işler daha kolay olur. Yaşadığımız olayları olumluya çevirmek bizim elimizdedir yani bizim “ seçimimizdir.”






Bilinçaltınıza alacağınız her kaydı sorgulayın, sizin yaşamınıza zarar verecek her kayda “Hayır” deyin. Bundan sonraki aşama olumsuz kayıtların ve korkuların tespitidir. Korkularımızı önce kabul etmemiz gerekir. Daha sonra da bu korkuları olumluları ile değiştirmemiz gerekir. En önemlisi çok sık tekrar etmektir.
Sonuç olarak bilinçaltımız bizi yönetiyor. Eğer onu yönlendirebilirsek istediğimiz hayata kavuşabiliriz. Kendimize ancak kendimiz yardım edebiliriz. Bunun için kullanılacak çeşitli metotlar vardır: Reiki, NLP, Hipnoz… hepsinin ortak amacı bilinçaltını yeniden programlamaktır. Lütfen ne istediğimizi düşünüp sonra ona sahip olalım.

Bilelim ki “neye inanırsak onu yaşarız.”

Bu yazı, misafir yazar olarak Rana Kadıoğlu tarafından yazılmıştır. Kendisine teşekkür ederim.

10 yorum

  1. Çok güzel bir yazı. Bilincimiz bilinçaltımızla sürekli mücadele halinde. Bilincin kazanması için insanın kendisini iyi tanıması gerekiyor.

  2. Dicovery channel de geçen hafta bilinç altınla ilgili güzel bir program vardı bulup izleyin mutlaka

  3. Murat Dilaver

    Tebrikler Rana , güzel konu seçmişsin , Yayın için teşekkürler Suat.

  4. Soguk hava deposunda gecen ornek yasadigimiz dunyanin sadece bilinc altimizda oldugu fikrini savunlar arasida oldukca populer bir ornek. Bende bu fikre katilanlar arasindayim.

Yorum yazarak katkıda bulunmak ister misiniz?