EN SON YAZILAR
Anasayfa / Gezi ve Yaşam / Aşk / Aşkın Hakikatine Doğru Bir Yolculuk

Aşkın Hakikatine Doğru Bir Yolculuk

Aşkın Hakikatine Doğru Bir Yolculuk

İnsanın olduğu her yerde aşktan bahsedilir. Neler yazılmamış, neler yaşanmamıştır ki bu yolda. Yazılacak bir şey de kalmamıştır belki ama yine de biz yazmaya çalışalım elimizden geldiğince.

Aşk

Aşkın Hakikati

Aşk, Arapça “aşeka” kökünden gelen bir sözcük: sarmaşık gibi sarmak anlamında. Sarmaşık gibi ağacı sarar ama ağacın öz suyunu alır bitirir ! Aslında aşkın tanımı için üstadımız Hz. Mevlana’nın sözü yerindedir. “Aşk nedir?” diye sorulduğunda “ben ol da bil” demiştir…

Bir çok çeşidi var aşkın: Eşini, çocuğunu, arkadaşını sevmekten tutun doğaya ve tabii ilahi olana duyulan aşk. Son zamanlarda bir çok kelimede yaşandığı gibi aşk kavramında da kafa karışıklığı mevcut, bunda -sağolsun- medyanın etkisi az değil. Bir hoşlanma veya başka duyguların tatminine “aşk tazeledi” derseniz aşkı ayağa düşürürsünüz. Oysa aşk o kadar ulvi bir şeydir ki, varoluşumuzun sebebidir diyebiliriz.

Farklı kültürlerde farklı yaklaşımlar söz konusu aşka dair. Doğuya gittikçe kadim geleneklerde aşk yücelirken batıya doğru gittikçe Freudcu yaklaşımla sadece bir takım duyguların tatminine kadar indirgenebiliyor aşk. Biz aşkın hakikatine doğru yolculuk yapacağımız için kendi kültür kodlarımızdan hareket edeceğiz.

Aşkın Hakikati

Tasavvufi yaklaşıma göre sufiler, yaratılan canlı cansız her şeyin aşktan ileri geldiğini söyler. Bunda da -bazıları karşı çıksa da- çok bilinen şu Hadis-i Kudsiyi baz alırlar: “Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi istedim, bilinmeyi sevdim“. Allah canlı cansız tüm mevcudatı bu sevgiden yaratmıştır. Kendi sıfatları-isimlerinin tecellisini varlıkta görmek istemiştir. Çeşit çeşit varlıkta sınırlı isimleriyle tecelli ederken tüm isimleriyle insanda tecelli etmiştir. O yüzden insan çok önemlidir Allah’ın indinde. Sufilere göre kainatın ilk yaratılış sebebi bahsettiğimiz bu sevgi/aşktır.

Bu hal, kadim metinlerde şöyle anlatılıyor: ” varlığa ait ve birbirinden ayrı cüzler arasında bir çekim vardır”.  Buna kavuşma / vuslat deniliyor. Aşkın şiddeti parçaların birbirine uzaklığı oranında artıyor. Aşk kavuşmamaktır aslında, kavuştuğunda biter çünkü. Aşık maşukuna kavuştuğunda aşk biter, yerini vuslat alır. Biz de bu durumu “evlilik aşkı öldürüyor” şeklinde yorumlarız. Evlilik tabii ki aşkı öldürecek, yoksa bu evlilik/vuslat hali olmaz! Aşkın görevi burada bitmiyor, vuslattan sonra bir adım öteye giderek aşkın hakikatine ulaşmamız lazım.

Mecazi ve İlahi Aşk

Kadim kültürümüzde varlığa, doğaya, dostlarımıza duyulan aşka mecazi aşk deniliyor, hani Mecnun’un Leyla’sına duyduğu aşk. Mecazi denilmesinin bir anlamı var, o da bu aşkın işaret ettiği bir şey var, burada takılma, varlıkta kalma, onu yaratan İlahi olana bu aşkı yönlendir. Mecnun yıllarca Leylası’nın peşinden koşar, aşk acısıyla ömrünü geçirir, Leyla’ya kavuştuğunda ise “benim aradığım bu değilmiş” der ve oradan fani olanın değil hakiki olanın aşkına kanat vurur. Aşkın hakikati budur aslında. Burada Leyla önemli değil diyemeyiz, mecazi olarak bir şeye işaret ettiği için çok önemli. O olmadan İlahi olana geçemiyoruz. Leyla burada fani olanı temsil ediyor. Mecnun fani olanı mı sevecek yoksa Allah’ın yaratılışta insanın içine koyduğu baki olana duyulan aşkı mı? Büyük ruhlar Leyla’da takılı kalmıyor ve oradan yani mecazi aşktan ilahi aşka doğru yürüyor.

Leyla'dan Mevla'ya Yolculuk

Leyla’dan Mevla’ya / Mecazi Aşktan İlahi Aşka

Modern Zamanlarda Aşk

Seküler yaşam tarzı aşkın kaynağını burada göremediği için sıkıntılar yaşanıyor. Aşkı sadece bedene indirger ve Leyla’yı hedef alırsanız ve “sen benim her şeyimsin” derseniz, Leyla sizden gittiğinde veya bir hata işlediğinde yıkılmaktan kendinizi alamazsınız. Günümüzde yaşanan aşk cinayetleri, acılar ve ıstıraplara bu gözle bakmakta fayda var. Sevilenin tanınmayışı ve hakikatinin bilinmeyişi sonucu yaşanan patolojik haller bunlar…

Aşkı sadece Leyla için düşünmeyelim: yaratılan her varlığa bu gözle bakmayı başarabilirsek sokaktaki kedi köpeği tekmelemeyecek, bir çiçeği koparırken iki kere düşüneceğiz.

Bizim geleneğimizde özellikle Anadolu’da bu bakış açısı vardı. Dervişlerin, alperenlerin yurdu Anadolu, Yunus Emrelerle, Hacı Bektaşilerle, Mevlanalarla bu anlamda yoğrulmuştu. Fakat son yüz yıldır bu bakış açısını kaybettik sanırım. Aslında hala Anadolu’dan ümidimi kesmiş değilim ama bizim iki yüz yıldır süren Batıyı örnek alma anlayışımız bizi biz yapan bazı özelliklerimizi unutturdu sanki bize. Bilime ve diğer evrensel kabullere evet ama özümüzü kaybetmeden. Mal mülk sevgisi, maddeye olan aşkımız o kadar arttı ki, metafizik yanımızı unutur olduk. Her gün şikayet ettiğimiz trafikteki saygısızlıklar, birbirimize olan düşmanlıklarımız, doğayı ağacı hunharca katledip gökdelenleri dikmeyi marifet sanmamız, sokak hayvanlarına acımasız davranışlarımız, kurban keserken işin mahiyetini bilemeden hunharca davranışlarımız…. bunların hepsi varlığın tümüne aşkla bakmayı beceremediğimizden ileri geliyor.

Aslında aşkla ilgili yazılacak çok şey var ama dilimizden şimdilik bu kadar döküldü. Allah hepimize Leyla’da takılı kalmayıp Mevla’ya doğru kanat çırpmayı ve tüm varlığa aşkla bakabilmeyi nasip etsin, amin…



13 yorum

  1. Fuzuli rind-i şeydadır, Hemişe, halka rûsvadır, Sorun: kim, bu ne sevdadır, Bu sevdadan usanmaz mı? Aradan yirmi yıl geçmiş, şimdi fark ettim. Trabzon Affan Kitapçıoğlu Lisesinde idealist bir Edebiyat öğretmeni Fuzuli’yi anlatıyordu. Meğer ne can kulağıyla dinliyormuşum: Aşk, kavuşamamaktır Fuzuli’ye göre. ”Kavuşmaktan korkmuyorsan aşık değilsin”

  2. Çok güzeldi resmen aydınlandım ve ne kadar basit ve aciz bir hayat yaşadığımı farkettim

  3. vuslat varsa aşk yoktur ..

  4. ölüm bir ise, aşk binlerce kez ölmek, ölüp ölüp de tekrardan dirilmek değil mi..
    bütün o acıyı, o mutluluğu, yazı kışı baharı dört mevsimi içinde hissetmek değil mi..

    o’nu ilk gördüğünde kesilen soluğunu, içine çekemediğin nefesini hatırlar mısın?
    ölümden dönüp de, gözlerini ilk açtığında aldığın ilk nefes olacak o soluk, sakın unutma, tut kalbinin en kuytu köşesinde, herkeslerden sakla, sakın bırakma 🙂

  5. Elinize sağlık, daha güzel anlatılamazdı sanırım:)

Yorum yazarak katkıda bulunmak ister misiniz?